Bu dönemdeki çocuklar artık yürüme ve konuşma becerilerini tamamen kazanmış olmaları nedeniyle yaşıtlarıyla iletişim kurmaya başlamıştır. Hem yaşıtlarıyla hem de anne-babayla oynamaktan hoşlanırlar ama, asıl önemli olan bu dönemin çocuğun kendi kendine oynamaktan zevk aldığı bir dönem olmasıdır. Artık benlik duyguları gelişmiştir ve kız-erkek olduğunun ayrımına varmaya başlamıştır. Böylece kendilerini diğerlerinden ayırmaya başlayan çocuklar bir kişi olduğunu farketmekte, nasıl bir kişi olduklarını ise anlamaya çalışmaktadırlar. Soru sormak en önemli uğraşıdır onlar için. Çünkü çevresini anlamak, olayların nasıl ve neden olduğunu öğrenmek ister. Bu dönemde çocuğun sürekli soru sormasına karşı bazı ebeveynler sinirlenip susturmaya çalışabilirler. Bu onun özgüvenini zedeleyebilir. Dolayısıyla kendine güvenmeyen çocuk başkasına bağımlı olacak ve özgürlüğünü kazanamayacak, bu da onu başkaldırmaya ve saldırganlığa itecektir. Çocuğun bu yaşlardaki doğal tutumu neticesinde çevresinin kullandığı dil de önemlidir. Çünkü yetişkinlerin çocuğun sorularına karşı verdikleri cevaplarda kullandıkları dil, cevapların niteliği ve yoğunluğu, onların etkili bir dil becerisine sahip olmalarını sağlayacaktır. Bu da kendini ifade etmede bağımlılıklarını ortadan kaldırır. Kısıtlanmadan yasaklanmadan konuşabilen, yürüyen, koşan, ellerini-kollarını kullanabilen üç yaş çocuğu da artık birçok işi kendi başına yapabildiğini farkedecektir.
Özgürlük kazanmak 3-4 yaş çocukları için son derece önemlidir. Bir takım sınırlamalardan da bahsedeceğiz ancak, bu yaşlarda çocuğun çevresindeki herşeye ilgi gösterebileceğini de unutmamak gerekir. Yetişkinlerin giysilerini giymeye çalışabilirler, odanıza girip eşyalarınızı karıştırabilirler ve bunlarla ilgili sorular sorabilirler. Bu sorular sınırsız yaratıcılık ve hayal gücüne sahip olmakla birlikte kendiliğindendir. Yani henüz kalıplaşmamıştır. Utanmadan korkmadan, köreltilmemiş bir şekilde içinden ne geçiyorsa onu ifade eder. Önceki dönemlerde kazandığı güven duygusu oranında yavaş yavaş çevresini keşfetmekte ve çevre üzerinde bir denetim kazanmaktadır. Çocuğun meraklı olması sebebiyle bu dönemde girişimcilik ve atılganlık ön plandadır. Bu atılganlık ona bir şeyi becerme, becerebilme yetisini kazandırır. Ancak bazı ebeveynler çocuğun bu meraklı ve atılgan tutumuna öfke ile karşılık verebilirler. Bu da çocukta özgürlük yerine boyun eğme veya suçluluk duygusunun yerleşmesine, ileride toplumsal kısıtlamalarda sorunlar yaşamasına yol açar.
Dört yaş çocuğu kendi kendine seçimler yapabilmekte, kendisiyle ilgili bilgi verebilmektedir. Bir takım kazalar olsa da koşar, zıplar, top atar-tutar, üç tekerlekli bisiklete binebilirler. Bazen argo sözcükleri çok merak edebilir ve kullanabilirler. Çocuğun el ve parmaklarını kullanmada kazandığı ustalık, diş fırçalamadaki fırça kullanımıyla kendini gösterir. Kalem alıp bir tarafları karalayabilirler ve makasla etrafta bulduklarını kesebilirler. Bu, çocuğun birşeyler becerme ve özgürce istediğini yapabilme duygusundan kaynaklanır. Dört yaşındaki çocuk bir önceki yıla göre daha yakın ilişkiler kurar. Ancak yine bu ilişkilerin başarılı ve olumlu olabilmesinin koşulu, yetişkinlerin bu tür ilişkileri kurmalarında yeterince olanak sağlamış olmalarıdır. Akranlarıyla hala kısa süreli oyunlar oynasalar da bu oyunlarda yaşadıkları toplumsal deneyimler isteklerini ertelemeyi ve vazgeçmeyi öğretmektedir. Çünkü oyunlarda zaman zaman her çocuk kendi isteğinin yerine getirilmesini ister. İşte bu çatışma da çocuğa öğretici bir deneyim kazandırmaktadır. Diğer çocukların da kendileri gibi istekleri olduğunu farkettiklerinde, onların bu isteklerini yerine getirmek için kendi isteklerini ertelemeyi ya da bu isteklerinden vazgeçmeyi öğrenmektedirler. Bu da ileriki yıllarda özgürlüklerinin olası kısıtlanmasına karşı hazırlıklı olmalarını sağlamaktadır.
Çocuklar önceki döneme göre arada bir küfür edebilir ve ebeveyne karşı çıkabilir. Bunun sebebi artık büyüdüğünü farketmesi, biçok şeyi yapabilecek gücü olduğunu zannetmesi ve ebeveynin çocuğuna bebek gibi davranmasıdır. Bazen yapamayacakları şeyleri yapabildiklerini söylemeleri görülebilir. İşte bu durumlar dikkatle gözlenmeli ve takip edilmelidir. Çünkü sokakta tek başlarına karşıdan karşıya geçmeye çalışabildikleri görülür. Bu durumda kaygıya kapılmamalı, araba hızını henüz kestiremedikleri göz önünde bulundurularak önlem alınmalıdır. Özgürlüğünü güvenli bir şekilde yaşamalı ancak bu özgürlüğünün sınırını da bilmelidir. Henüz kuralları tam olarak öğrenmese de ona sabır gösterilerek zaman tanınmalıdır. Bu kuralları anlaması için söylenmeli ve isteklerinin karşılanması için beklemeyi öğrenmelidir.
Bu dönemde dikkat edilmesi gereken nokta, çocuğun meraklı bir şekilde sorduğu sorulara tepki göstermemek, azarlamamak, utandırmamak ve ceza vermemektir. Baskı, çocuğu sindirmekte ve bağımlı kılmaktadır. Bu da bağımsızlık isteğinin bastırılmasına, saldırgan ve öfkeli tepkiler göstermesine yol açar. Girişimcilik çabalarını engellemek, ileride sosyal çevre ile sorunlar yaşamasına yol açabilir. Çocuğun özgürlük kazanmadaki çabaları ebeveynler tarafından sabırla karşılanmalı ve desteklenmelidir. Ancak çocuk, her özgürlüğün bir sınırı olduğunu da öğrenmelidir.
Orhan DÜNYA
Psikolog
KİM PSİKOLOJİ
KARİYER İSTİHDAM
EĞİTİM RUH SAĞLIĞI
ORGANİZASYON VE DANIŞMANLIK
HİZMETLERİ LİMİTED ŞİRKETİ
Altunizade Mah. Kısıklı Cad. No: 108-3 Manolya Apt.
Çamlıca İSTANBUL
0216 428 7 546
0216 HAT P KİM
0533 246 61 34
[email protected]
[email protected]
http://www.kimpsikoloji.com

