Ruh Sağlığı

Ailelere karne önerileri

Aslanım ben, kaplanım ben. Çok başarılı bir öğrenciyim. Aferin bana, adam olacak çocuk işte böyle olur… Çok çalışmalıyım, bu Türkçe sınavı çok önemli. Beni diğerlerinde öne geçirecek olan bu sınavın sonucu. Herkesi şaşırtmalıyım. Herkese güzel bir fark atmalıyım. Kesinlikle herkesten yüksek not almalıyım… Ya benden daha yüksek alan birisi çıkarsa. Ya geçen sınavdaki gibi aklıma cevap gelmezse… Ya birden heyecanlanırsam… Nasıl bakarım ailemin yüzüne. Öğretmenime ne derim sonra. Zaten bu sınav konular biraz daha arttı. Hem bu sınavdan iyi not alsam bile ilk sınav çok iyi değildi. 3. sınavda konular daha çok birikecek. Acaba başarabilir miyim? Keşke sadece sınav notu olsa…

Bir de ders etkinliklerine katılımdan 2 kere kanaat notu olacağım. Acaba öğretmenim kanaatini kullanırken sınav notlarımdan etkilenerek mi beni değerlendirir. Eğer öyle olursa geçen sınav beni bitirdi. Zaten bir de proje yapmam lazım. Acaba şimdi projeye mi çalışsam… Galiba çok sıkıştım. Hâlbuki disiplinli çalışkan zeki bir öğrenciyim. Bu hale düşmem çok garibime gidiyor… Aman… Tek dersim Türkçeymiş gibi niye kendimi kahrediyorum ki. Daha matematik, sosyal, fen, yabancı dil, beden, müzik, teknoloji-tasarım, görsel sanatlar, din kültürü ahlak bilgisi, bilgisayar… Sınavlarım var.

Offffff. Amannnnnn. Bitse de kurtulsak şu sınavlardan. Tühhhhh. Sınav demeyecektim hani. Kahretsin gene geldi aklıma Seviye Belirleme Sınavı. Hemen konuyu değiştirmem lazım. Toparla kendini aslanım… Gitmedi işte gene. Bak gene kalbim daraldı. Hızlı hızlı çarpıyor. Şimdi nerden aklıma geldi bu…  Sahi gelmese ne olacak hatta olmasa ne olacak ki. Lise sınavlarından sonra bir de üniversite sınavları, DPY sınavları yok mu sanki. Üniversite mezunu olsam bile ALES, KPDS, KPDS, ÜDS… Gelmeyin üstüme. Çıkın zihnimden, ben ders çalışmalıyım. Bu sınav çok önemli… Hadi gidin artık. Gidiiiiiiiiin… Lütfen. Bana acıyın. Lütfen gider misiniz? Ders çalışmaya çalışıyorum. Hadi lütfen… -Anne / Baba lütfen şu televizyonun sesini kısar mısınız? Nasıl yani televizyon kapalı mı? Nerden geliyor bu sesler peki… Aman Allahım ne olacak benim halim ben bittim.”

Karneleri nasıl okumalıyız?

karne, bir eğitim ve öğretim dönemi sonunda öğrenciye gösterilen bir kısım derslerden elde ettiği başarı durumunun göstergesi olarak kabul edilir. Karne günleri öğrencilik hayatının en özel günlerinden biridir. Bir kısım öğrenciler için sevinç ve gurur kaynağı olan bu gün, bazı öğrenciler içinse üzüntü ve kaygı sebebi olabilmektedir. Karne günlerinin korkulu rüya olmasında, ailelerin karneye belki de gereğinden fazla anlam yüklemeleri etkilidir. Karneyi başarının tek göstergesi kabul etme anlayışı, karne günlerini hem aile hem de çocuk için stresli hale getirmektedir. Bu durumda karne zamanı yaklaştıkça çocuklardaki ve ailelerdeki kaygı düzeyinin arttığı gözlenmektedir.

Aslında karne tek başına kaygı oluşturmaz. Öğrenciler ailelerinin tepkisinden korkarak, karneyi saklama, notları değiştirme, hatta sahte karne gösterme ya da maalesef belki de dünya üzerinde sadece bizim toplumumuzda rastlanan kötü notlardan dolayı intihar etme eğilimi gibi yollara başvuruyorlar. Oysa karne çocuğun kapasitesini tümüyle yansıtan bir değerlendirme aracı değildir. Karnenin okul başarı durumu göstergesi olduğu, önemli olanın ise hayat başarısı olduğu unutulmamalıdır. Okul döneminde dersleri zayıf olduğu halde hayatın çeşitli alanlarında çok başarılı kişilere sık sık rastlanmaktadır.

Eğitim sistemimiz maalesef sınav sistemi üzerine kurulu

EĞİTİM sistemimiz maalesef sınav sistemi üzerine kurulu olduğu için toplumumuzda karneye verilen değer bir hayli önemlidir. Hâlbuki çocuklarımıza yaşattığımız bu tedirginliğin sonucunda öğrencilerin yaşadığı sınav kaygısı onların zaten başarısızlığı için yeterli bir sebeptir. Bir öğrenciyi ele aldığımızda aslında ona ne kadar büyük bir zulüm yapıldığını yukarıdaki trajikomik örnekten anlayabiliriz. Mahzun çaresiz ilköğretim 6. sınıf öğrencisi olsun. Türkçe dersinden 3 sınav, 2 ders ve etkinliklere katılım, bir de proje/performans ödevi notuyla bir ders puanını alacak. Sırada diğer dersler. Ve SBS. İleride karşılaşacağı sınavlar…

Türkçe dersinin 2. Sınavı aslında ne kadar önemsiz ve küçücük bir sınav tüm bunların yanında. Yaşadığımız hayatın bir imtihan olduğunu unutturan bu sınavlar neden bu kadar önemli. Hayatın anlamını ve var oluş gayemizi unutturacak kadar önemli ne var bu sınavlarda? Nasıl bir anlam yüklüyoruz bu sınavlara ki karneler çok önemli hale geliyor. Bir insan sadece karneye bakılarak mı değerlendirilecek. Yok mu bu rüyadan gençliği uyandırarak gerçek karneyi hatırlatacak eğitimciler, anne babalar… Yoksa siz hayatın bir imtihan olduğu inancının bu minik sınavlarda yaşanan kaygıyı arttıracağını düşünenlerden misiniz? Hayır sanmıyorum. Peki, neden karneler çocuklarımızla aramızı açıyor? Karneleri nasıl okumalıyız? Ne yapmalıyız? Buyurun beraber bakalım.

Yorum Yap

Konuşalım

T: +90 216 428 7546
E: [email protected]