Cinsellik ilişkinin önemli bileşenlerinden biridir. Evlilik ilişkisinin kalitesi hakkında bilgi veren önemli ipuçlarına sahiptir. Şüphesiz çocuksuz bir çiftin cinselliği ile bebek bekleyen, tek çocukları olan ve birden fazla çocukları olan çiftlerin cinsel yaşantıları birbirinden farklıdır. İlişkinin başında daha sık yaşanması arzu edilen cinselliğin, ilişkinin hamilelik, çocuk vs ile yeni boyutlar kazanmasıyla daha uzun aralıklarla yaşanması normal görülebilir. Fakat cinsel ilişki sıklığında yaşanan azalmanın cinsel ilişkinin kalitesini etkilememesi beklenir. Sağlıklı bir ilişkide tarafların sıklık, paralellik, karşıklıklı kabul edilebilirlik ve eş zamanlılık adına yaşadıkları cinsellikten karşılıklı doyum almaları, kalitenin belirleyicisidir.
Hamilelik zamanında bazı kadınlarda cinsel isteğin arttığı, bazı kadınlarda azaldığı gözlemlenebilir. Baba adayının bu dönemde daha ziyade eşinin cinselliğe yön vermesine izin vermesi tercih olunur. Hamile kadının fiziksel ve ruhsal dengesinin çok sık değiştiği göz önünde bulundurulduğunda, beylerin bu dönemde biraz sabırlı olmalarının gerektiği söylenebilir.
Çocuğun doğumuyla beraber yaşanan lohusalık döneminin de ilk 6 ila 8 haftalık döneminde cinselliğin yaşanması sekteye uğrar. Bu dönemde kadının odağına yerleşen bebek, erkeğin kendisini dışlanmış hissetmesine neden olmamalıdır. Cinsel ilişki yaşanamasa bile, eşlerin karşılıklı beslendikleri bir yakınlıklarının olması tercih olunur. Çoğu çift tekrar eski cinselliklerine dönebilmek için bu dönemin geçmesini sabırsızlıkla beklerler. İlerleyen dönemde bebeğin ebeveyn odasında yatmasıyla, cinselliğin kalitesinin etkilendiği sık gözlemlendir. Bebeğin küçük bir mıkırdanması annenin dikkatini dağıtabileceğinden bu çiftler arasında huzursuzluk yaşanmasına neden olabilir. Bu ve buna benzer sebeplerle cinsel ilişkinin bebeğin uyuduğu odanın dışında bir yerde yaşanması tavsiye olunur.
Bebeklikten çocukluğa geçilen dönemde, 7/24 bebek bakımıyla uğraşan kadın için de; ev dışında çalışıp, akşam yorgun eve gelen ama bu defa da onu özlemiş bebeğine veya çocuğuna vakit ayırması gereken kadın için de hayat oldukça yorucu geçer. Cinselliğin bireysellikle yakından ilgisi vardır. Fiziksel olarak daha çabuk etkilenebilirliği olan kadın için bireyselliğine ayırabileceği zaman azaldıkça cinselliğinin de bundan negatif etkilendiği görülür. Bu noktada “mükemmel kadın” ı oynayıp, sürekli “kendinden veren” olmak bir süre sonra tahammül gücünün zayıflamasıyla sonlanır. Kadının bu durumda bir gerileme yaşadığı gözlemlenir. Uyku ihtiyacı olması gerektiği gibi karşılanmayan, ayak üstü yemek yemeğe başlayan, tırnağını kesmeye vakit ayıramayan bir kadın; bir süre sonra bu temel ihtiyaçları sebebiyle etrafındakilerden beklentiye girecek ve bu beklentiler karşılanmadığında suçlamalar gündeme gelecektir. Bu sadece fiziksel yorgunluktan ötürü cinselliği ötelemekten çok farklı bir durumdur. İlişkinin kendisi adına var olan bir durumun cinselliğe yansımasıdır. İlişki problemi ile cinsel problemi birbirinden ayırmak pek kolay değildir. İkisi de birbirinin alt kümesi olabilir.
Bu noktada kişinin ilişkisini doğru değerlendirmesi, beklentilerini eşine iyi bir dille ifade etmesi, mükemmeli oynamaktan vaz geçip eksikleri kabul etmesi, uyku ve beslenme gibi temel ihtiyaçları noktasında hassas olması tavsiye edilebilir. İlişki sistemine yeni bir bireyin katılımıyla sistemdeki pek çok şeyin yeniden yapılandırılması gerekir, bu normal bir durumdur. Fakat makul bir adaptasyon süreci geçmesine rağmen taşlar yerine oturmuyorsa ilişkiye, ebeveynliğimize ya da bireyselliğimize dair konuşulması gerekenlerin olabileceği unutulmamalıdır.
Altunizade Mah. Kısıklı Cad. No: 108 Manolya Apt.
Çamlıca İSTANBUL
0216 428 7 546 (0216 HAT P KİM)
[email protected]
www.kimpsikoloji.com