Çocuk denince akla masumiyet gelir, masumiyet içinde kötülük barındırmamak demektir. Yalan dolan bilmez çocuk, özellikle 6 yaşa kadar savunma mekanizmaları da oluşmadığından içindeki dışındakidir. Aklına geleni söyler, fikrine geleni yapmak ister, dürtüseldir ve engellenmekten de pek hoşlanmaz.
Çocuğun dürtülerinin olduğu gibi bırakılması, hiç dönüştürülmemesi, yönlendirilmemesi kontrolsüz freni olmayan bir çocuk olmasına sebep olur. Bu çocuk toplum huzurunu bozan, kendini yönetemeyen, üst benliği gelişmemiş en kötü ihtimalle de sapkın bir yetişkin olabilir.
Kişinin dürtü eğitimi sağlanmazsa, bu kişi tüm hayatında başarısız olur. Anne babanın ve eğitmenlerin en önemli görevlerinden biri çocuğun dürtüselliğini doğru şekilde dönüştürmektir. Bu anlamda bir örnek verilecek olursa saldırganlık bir dürtüdür. Çocuk kendini savunmak için, ilgi çekmek için, keyfi öyle istediği için, ebeveynini cezalandırmak için vs. saldırgan davranabilir. Bu doğaldır. Çocuğun gelişim süreci içinde bu saldırganlık dürtüsünü, rekabet, topa vurmak, yarış yapmak vs gibi çok daha kabul edilebilir ve kendisini de tatmin eden bir başka davranışa dönüştürmesi gerekir. Buna süblimasyon denir. Süblimasyon çocuğun savaşma dürtüsünü savaş resmi yaparak dönüştürmesi, vurma isteğini boks yaparak telafi etmesi gibi şekillerde görülebilir. Fakat çocuk bunu tek başına yapamayabilir, doğru yönlendirme bu anlamda çok önemlidir.
Dürtünün bastırılması ve bastırma amacı ile ceza alması ise farklı şekillerde fakat hep olumsuz sonuç verir. Öncelikle bilinmesi gereken şey, dürtünün asla tamamen bastırılamayacağı, yok edilemeyeceğidir. Çocuğun kendini ifade etmesi ancak bastırılmaya çalışılabilir, bu çaba mutlaka başarısız olur ancak maskeli, isim değiştirmiş halleriyle kendini gizleyebilir.
Çocuğun evde herhangi bir şekilde ebeveynine olan kızgınlığını dile getirmesine izin verilmiyor, öfke belirtileri cezalandırılıyorsa, çocuk ebeveynine olan bu olumsuz hislerini farklı bir yere kanalize edebilir. Örneğin zaman zaman çalma davranışının altında bu sebep yatar. Çocuğun özgürleşme çabaları her seferinde engelleniyorsa bu çocuk bir süre sonra yalan söyleyerek bir yerlere gitmeyi öğrenecektir. Ödev yapması için gereğinden fazla zorlanıyor, baskı görüyorsa öğretmenlerine karşı saygısızlaşabilir, okuldan soğuyabilir. Bazı çocuklar dürtülerinin bastırılmasına, bu dürtüyü başka olumsuzluğa yönlendirerek cevap verirken bazıları da içe çekilme, kişisel güvensizlik şeklinde tepki verebilir. Çocuk etrafına yönlendiremediği yönlendiremediği öfkeyi kendine yöneltip kendine zarar verebilir. Çocuğun yapı olarak aktif, dışa dönükken sonrasında karşılaştığı engellenmelerle kabuğuna çekilmesine inhibisyon denir. Çok ilerlemiş durumlarda konuşmayı kesen çocuklarla dahi karşılaşılabilir.
Çocuğun eğitiminde önemli olan çocuğun her türlü duygusunu, ifadesini, duruşunu, düşüncesini ve davranışını alıp; uygun, kabul edilebilir olanlarını takdir ederek bunların devamını sağlamak, uygunsuz kabul edilemez olanları da belirleyip cezalandırmadan, bastırmadan, aşağılamadan dönüştürmektir. Aksi halde cezalandıran cezalandırmayı öğrenir, bastırılan bastırmayı öğrenir (kendini ve başkalarını).
Bir çocuğu eleştireceksek önce niyetimizi kontrol etmeliyiz. Çocuğumuzdan istediğimiz şeyi şahsımız için mi çocuğumuz şahsı için mi istiyoruz? Çocuğumuz bundan en az zararla nasıl kurtulur sorusunu sormalıyız?
3T kuralı: Takdir-Tespit-Tenkit
Her çocuğun muhakkak olumlu bir özelliği vardır. Onu eleştireceğimiz zaman bile önce bu olumlu özelliğini vurgulamalı, sonra olumsuz tutum ve davranışını tespit etmeli daha sonra ondan beklentimizi ifade edeceğimiz tenkitlerimizi gerçekleştirmeliyiz.
Bu taleplerimizin çocuğumuzun iyiliği için istediğimizi belirtmeliyiz.
Ben dili kullanmalıyız. Çocuğumuzun istenmedik davranışları sonlandırıp istendik davranışlara terfisi için en etkili yöntemlerden biri ben dili uygulamasıdır. Çocuğumuzun istenmeyen davranışının bizde uyandırdığı duygu merkezli bir iletişim dilidir. Ben şundan (olumsuz davranış veya tutum) dolayı hayal kırıklığına uğradım.
Bunlarla birlikte her zaman sevgi, saygı, hürmet odaklı bir etkileşim içerisinde ilişkimizi taçlandırmalıyız ki çocuğumuz bizim kendisine olan sevgi, ilgi ve alakamızı korumaya gayret etmek için özen göstermeye çalışsın.
Klinik Psikolog
Nevin IŞIK
Altunizade Mah. Kısıklı Cad. No: 108 Manolya Apt.
Çamlıca İSTANBUL
0216 428 7 546 (0216 HAT P KİM)
[email protected]
www.kimpsikoloji.com