Ayrılık anksiyetesi, çocukların ebeveynlerinden ayrılmaları gerektiği zaman verdikleri aşırı derecede kaygılı davranış biçimidir. Bu davranışlar sıklıkla okula veya anaokuluna başladığı dönemlerde ortaya çıkar. Kız çocuklarında da, erkek çocuklarında da eşit olarak görülmektedir. Nedeni çocuğun ilk bebeklik döneminde, aile içinde çocuğa yapılan yanlış tutumlardan kaynaklanmaktadır.
Çocuklar, bebeklik dönemlerinde kendilerini annelerine yapışık hissederler. Hala doğum anında oluşan ayrışmaya alışmış değillerdir. Bu yüzden Bebek bedenini ve varlığını annesininkinden ayıramaz. Anne ve bebek arasında görülemez bir bağ ve güçlerini birbirlerinin varlığından alan ayrılmaz bir yapı hakimdir. Winnicot isimli düşünür anne-bebek arasındaki duygusal, psikolojik ve ruhsal bütünlüğe işaret edebilmek için “bebek adında ayrı bir tarif yoktur” der. Bu bütünlük zamanla annenin ruhsal süreçlerine dayalı olarak çok güzel korunur ve buna dayanarak anne çocuğun gelişimsel süreçlerine göre bağımsızlaşması için yardımcı olur. Fakat bunun aksine bu bütünlük güzel korunamadığı zaman, annenin ruhsal süreçleri çocuğun bağımsızlaşmasına müdahale ediyorsa veya anne bebeği reddeder bir tutum içerisinde ise, çocuk bir takım ruhsal problemleri beraberinde yaşar. Bu durumda olan bir çocuk öfke nöbetleri, aşırı ağlama, güven eksikliği, öğrenme güçlüğü ve içe kapanma gibi ayrılığa dair bir takım tepkilerde bulunabilir.
Biliriz ki; davranışlar daha anne karnında şekillenmeye başlar. Örneğin daha hamileliğini henüz öğrenmiş bir anne, doğacak çocuğunu reddeden, anneliğe kendini hazır hissetmeyen biri ise, çocuğu da ruhsal süreçlerini sağlıklı bir şekilde tamamlayamaz. Daha anne karnında ret yaşamış bir bebek, dünyaya geldiği zaman, hayatı karmakarışık ve tehlikelerle dolu, bu tehlikeler karşısında kendini tek başına olarak hissedebilmektedir. Bu durumda çocuk yanında annesi olduğu zaman bile kendini tam anlamıyla güvende hissetmeyebilir.
Genellikle okul süreci başladığında, her an başına bir şeyin gelebilme endişesini taşıyan, sürekli karnı ağrıyan ve başı ağrıyan, umutsuz ve mutsuz görünümlü çocuklardır ayrılık anksiyetesi yaşayanlar. Bu duruma ayrılık anksiyetesi denebilmesi için en az 15-20 gün süre ile devam etmelidir.
Çocuklar oyun ortamından, evdeki güven ortamından ayrılmamak için zaman zaman benzer semptomlara ilgi çekmek amaçlı başvurabilirler. Bu durum çocuğunuzda ayrılık anksiyetesi olduğu anlamına gelmez. Ailenin ve çocuğun sosyal ve psikolojik destek alması önerilmesi için semptomların uzun süreli ve sürekli olması gerekmektedir.
Aile sevgisinden mahrum kalmış, bebekliğinde ret yaşamış çocukların ayrılığa tahammülsüzlüğü ve tepkiselliği söz konusu olduğu gibi, ailesinden uzun süreli ayrılıklar yaşamamış çocuklarda da aynı tepkileri görebilmekteyiz. Genellikle yaşadığı sosyal çevreden fazlasıyla kabul görmüş, ve hiçbir şekilde bağımsız hareket etmesine izin verilmemiş, her an yanında olunmuş, sürekli başkaları tarafından kendisinin yapması gereken işleri yapılmış çocuklardır.
Anne çok fazla çocuğuna karşı bağımlılık geliştirdiği takdirde, çocuk da anneye karşı bağımlılık geliştirebiliyor. Annenin hissetikleri karşısında çocukta benzer duygular geliştirir ve ayrılmakta endişe yaşayabilir. Örneğin annesinden hiç ayrılmamış ve bağımlı bir ilişki biçimi yaşamış çocuk, okula başladığı dönemde zorluk yaşayabilmektedir. Genellikle okul kapısında anneyi ve çocuğu ağlarken birbirlerine kenetlenmiş halde görebilmekteyiz. Okul ilk başlama dönemi bütün aile fertleri için önemli ve değişik bir süreçtir.
Çocuğun okul sürecine rahat intibak etmesi için önce ailenin bu duruma kendilerini alıştırmaları gerekmektedir. Ebeveyn önce kendini sonra da çocuğunun güvende olduğunu hissetmelidir. Aileler çocuklarına güven veriyorsa, okulun kendi için tehlikelerle dolu değil, eğlence ve olabildiğince vaktini dolu geçirebileceği bir ortam olarak değerlendirerek, okul ortamına alışmasını kolaylaştırabilir.
Psikolog Ayşe Handan Özkan Selim

Altunizade Mah. Kısıklı Cad. No: 108 Manolya Apt.
Çamlıca İSTANBUL
0216 428 7 546 (0216 HAT P KİM)
[email protected]
www.kimpsikoloji.com