Ruh Sağlığı

ÇOCUKLARDA SINAV KAYGISI

ÇOCUKLAR ruhsal olarak çok değişken varlıklardır. Bir gün çok sakin ve uslu olarak değerlendirilebilirken, başka bir gün çok yaramaz, hareketli, iflah olmaz olarak da değerlendirilebilir. Okul öncesi çocuklar bu tanımlamaların içine daha sık girer.  Okula başlayan çocukta ise bazı durumlar, ruhsal yapılanma daha fazla oturmuştur. Okul döneminde çocuk özdeşleşmekte, örnek almakta olduğu kişilerin ilgisini çekmek, onların onayını ve beğenisini kazanmak için elinden gelen gayreti ve uyumu göstermeye çalışır. Özdeşleşme denildiğinde ilk akla gelen kişiler genellikle anne baba veya aile içinde sevilen dayı, ağabey, abla gibi kişilerdir. Birde okul eğitiminde, hayatında fazlaca etkisi olan diğer kişi veya kişiler öğretmenlerdir.

Bir çocuk üzerinde ilköğretim çağına gelene kadar etkili olan şahıslar anne ve baba iken, ilköğretim döneminde öğretmenler, ilköğretim döneminin sonlarında ise arkadaşlar, akran ilişkilerinin çok fazlaca etkili olduğunu görmekteyiz.  Okul dönemi çocuklar için gerçekten zorlayıcı ve bir o kadar da ilişkilerin şekillendiği, sınırların öğrenildiği mekânlardır. Toplumsal kuralların, akran ilişkilerinin, birlikte yaşamanın, öğrenilmesi gereken sınırların oluştuğu kompleks bir yapıdır. Birçok alanda sağlık hizmeti veren bir hastane gibidir okul. Toplumsal yapılanmanın, birçok alanda eğitildiği, geliştirildiği, birçok hizmetin katman katman sunulduğu mekânlar olarak önümüze çıkmaktadır. Hastaneler insanın fizyolojik rahatsızlıklarını onarırken, okullar da ruhsal yapılanmaların onarıcı görevini görür. Fakat bazen çocukların bazı duygu ve düşüncelerine zarar veren nitelikte okullar da yok değildir.

Bazı okul çocuklarında sıklıkla panik ve kaygı hali gözlemlemekteyiz. Bu daha çok başarı merkezli çalışan, rekabet ortamı oluşturan, fazlaca sınavlara endeksli hedef belirleyen okullarda çocuklar çoğunlukla sıkıntılar yaşamaktadır. Bu tarz okullara giden çocukların aileleri de, bu yarışın içine çekilmektedir. Oyunun bir parçası olmaktan geri duramamaktadır aileler de. Okulda öğretmenlerinden, evde de anne ve babasından fazlaca beklenti içinde olunan çocuklar bazı kaygı halleri yaşarlar. Çoğunlukla sınav ortamında, sınavlara çalışırken ortaya çıkan bu duruma “sınav kaygısı” adı verilir. Okul başarısında yüksek beklenti içine giren ailelerin ve okul öğretmenlerinin etkisi çok daha fazladır. Çocuklar eğer bu beklentiler altında ezilip, mücadele edemez hale gelirlerse ruhsal olarak bazı sıkıntılar yaşarlar.

Bu sıkıntılı durumlar genellikle sınav anında kalp çarpıntısı olmasıdır. Bununla beraber diğer belirtiler; terleme, titreme, nefes daralması, boğuluyormuş hissi yaşaması, göğüs ağrısı ve daralma hissi, bulantı, kusma, sık sık tuvalete gitme isteği, baş dönmesi, bayılacakmış gibi olma, el ayak ve bütün vücutta uyuşma hali yaşaması, el ve ayaklarda karıncalanma hissinin oluşması gibi durumlardır.

Bu belirtileri yaşayan çocuklar sınav halinde bildiklerini bile unutur, başarılarını gösteremezler. Başarı oranı düştüğü içinde bu yaşananlar çocukta büyük bir hayal kırıklığına, psikolojik olarak yıkıma neden olabilir.

Bu tarz belirtilerle karşılaşan aileler genellikle, çocuklarının derslerden ve çalışmaktan kaçınmak için böyle davrandıklarını düşünmektelerdir. Rahat bırakmak, çocuğu rahatlatmak yerine daha fazla üsteleme yoluna başvurabilmektedirler.  En sonunda çocuk da fizyolojik sıkıntılar başladığında, aileler durumu ciddiye alıp, gerçekle yüzleşmek durumunda kalabilmekteler. Karın ağrısı, mide bulantısı, göğüs ağrısı ile hastaneye gidip, psikoloğa yönlendirilen çok fazla sınav kaygısı yaşayan çocuk vardır. Bundan sonra ene ve babalar durumun önemi ile ilgili tedbir alma yoluna başvururlar.

Okulların aslında çocuklara toplumsal kuralları, iletişim kurmayı, sağlıklı akran ilişkileri kurmayı hedeflemesi gerekirken, bir tür rekabet ve yüksek başarı hedeflemesi bu tarz psikolojik rahatsızlık ortaya çıkaran belirtilerin de artmasına neden olmaktadır.  Çocukların kendilerini koşulsuz olarak sevildiklerini hissettikleri en önemli yer aile ortamlarıdır. Bir çocuk dünyaya gelir ve her koşulda sevgi görüp, değer verilirse kendini daha çok güvende hisseder. Bu sevgi hiçbir şey ile ölçülemez. Aradaki bağ, çocuğun ilgi görmesi, her koşulda sevilmesi müthiş bir ilişki ağıdır. Fakat okul dönemi ile rekabet ortamına giren ve sürekli başarılı olduğu takdirde sevileceğini düşünen bir çocuğun kaygı hali taşıması çok normaldir. Çünkü yenidünya düzeni başarılı olanı, tuttuğunu koparanı, her istediğini elde edeni, daha çok ön plana çıkardığı için nitekim ailelerde bu beklentilerin esiri olmaktan kendilerini alıkoyamıyorlar.

Bir çocuk aile ortamında mutlu, huzurlu ise, bu durum okul hayatına da mutlaka yansıyacaktır. Başarı beklentisi içinde olmayan ailelerin çocukları hem daha başarılı hem kendilerine daha güvenli olmaktadırlar. Çocuk kontrol edilmelidir, istekleri hususunda sınırlandırılmalıdır, çalışmanın önemi ve başarmanın getirdiği rahatlık gösterilmelidir. Fakat bunlar bir çocuk için öğretiden öteye geçmemelidir. Ebeveynler, çocuklarını bir yarış aracı olarak kullanmaya başladıklarında, kendi başarılarını veya başarısızlıklarını tatmin etmek amaçlı davrandıklarında hedefinden şaşmış bir aile çocuk ilişkisi ortaya çıkar.  Aynı şekilde öğretmenlerde, çocukların başarılı olması için ellerinden geleni yapıp, okul hayatının en güzel yanlarını gösterip  ve akran ilişkilerini rekabete dönüştürmeden öğrencilerle iletişim kurmayı hedeflediklerinde, sınav kaygısı normal bir kaygıdan öteye geçmemiş olur.

Ayşe Handan Özkan Selim

Çocuk Psikoloğu

 

KİM PSİKOLOJİ
Kariyer İstihdam Merkezi
Altunizade Mah. Kısıklı Cad. No: 108 Manolya Apt.
Çamlıca İSTANBUL
0216 428  7  546 (0216 HAT P KİM)
[email protected]
www.kimpsikoloji.com

Yorum Yap

Konuşalım

T: +90 216 428 7546
E: [email protected]