Büyük sabır ve fedakarlıklarla dolu bir hamilelikten sonra, aylardır hayalini kurduğunuz çocuğunuz artık kucağınızda… İnanılmaz bir heyecan içerisinde yoğun duygular yaşıyorsunuz. Belki bebeğinizin adını çoktan koydunuz ama, hala içinizdeki duygulara bir anlam veremiyorsunuz. Fizyolojik ve psikolojik olarak ciddi değişiklikler yaşıyorsunuz. Çiçeği burnunda bir anne olarak bebek sahibi olmanın doyumsuz hazzını yaşamayı planlarken bu duygusal gel-git ler de ne ki diye düşünüyorsunuz.
Doğum Sonrası Adı Konulamayan Mutsuzluk…
Endişeye kapılmayın, bu tarz duyguları yaşayan ilk anne siz değilsiniz ve tabi ki son da olmayacaksınız. Aslında sebebini tam olarak anlayamadığınız bu karmaşık duygularınıza konunun uzmanlarının da net bir cevap verdiğini söylenilemez. Bilinen tek şey hızlı hormonal değişikliklerin bu tarz duygulara sebebiyet verebileceğidir ancak tek neden olarak bunu görmek de doğru değildir. Bu süreçte hormonal değişimlerin yanı sıra dış faktörlerin de etkisi olduğu unutulmamalıdır.
Öncelikle şunu söyleyebiliriz, etrafınızdan duyduğunuz: “Çocuğumu kucağıma aldığım an dünyalar benim oldu, müthiş bir duygu, hayatımın en güzel anıydı… “gibi cümleler her zaman gerçeği yansıtmayabilir(Tabi ki bu duyguyu çok yoğun hisseden anneler de olabilir) Ben neden böyle hissetmiyorum yoksa ben iyi bir anne olamayacak mıyım, bebeğime haksızlık mı ediyorum tarzı endişelere kapılmanız çok yersizdir ve sizde yetersizlik duygusu oluşturmaktan başka bir işe yaramayacaktır. Hiçbir şey yapmaya gücünüz yok, en ufak bir adımda yorgunluk hissediyorsunuz. Belki bir daha asla eski gücünüze kavuşamayacağınızı düşünüyor, belki de yeni doğan bebeğinizle nasıl ilgileneceğinizi bile bilmiyorsunuz. Bu noktada unutmamanız gereken bir nokta vardır; çocuğunuz her ne kadar canınızdan bir parça olsa da ona alışmanız için belirli bir süre gerekmektedir, fakat bu alışma dönemi asla yanlış değerlendirilmemelidir. Ben hala bebeğime alışamadım psikolojisine girip bebeğinize karşı vazifelerinizi de asla ihmal etmemelisiniz. Onu kucağınıza almak, emzirmek, koklamak, sevginizi göstermek bu dönemde üstlenmeniz gereken en temel annelik vazifelerinizdir.
Eğer bebeğinizin fiziksel ve ruhsal ihtiyaçlarını ikinci planda tutarsanız ileride daha büyük üzüntülerle karşılaşabilirsiniz. Çünkü içinde bulunduğunuz ruh hali geçici bir süreçtir ama annelik sevgisi ve şefkati her an katlanarak büyür. Bu dönemi atlattığınızda kendinizi bencillikle suçlayabilir ve vicdan azabı çekebilirsiniz.
Bu dönemi daha rahat atlatabilmek için neler yapabilirsiniz ?
* Bu aşamaya gelmeden önce dikkat edilmesi gereken en önemli nokta; çok küçük yaşta çocuk yapmamaktır. Unutulmamalıdır ki; kendi fiziksel ve zihinsel gelişimini tamamlayamamış bir insan sağlıklı bir çocuk yetiştirmede gereken başarıyı gösteremeyecektir.
* Doğumdan sonra mümkün olduğunca kendinizi fiziksel olarak yormamaya çalışın.
* Bebeğinizin uyuduğu her anı çok iyi değerlendirin. (Bu anları ya uyuyarak ya da, yapmaktan mutlu olacağınız herhangi birfaaliyetle değerlendirebilirsiniz)
* Eşinizden ve yakınlarınızdan fiziksel ve duygusal destek alın.
* Emzirme döneminde beslenmenize daha da özen gösterin.
* Güzel kıyafetler giyip, günlük bakımınızı yapın.
* Kendinizi iyi hissettiğiniz dönemlerde, sizi zorlamayacak şekilde açık havaya çıkıp yürüyüş yapın. (Yürüyüşü eşiniz ve çocuğunuzla beraber yapabileceğiniz gibi, sadece kendinizi derinden dinlemek ve yalnız kalmak için tek başınıza da yapabilirsiniz.)
* Hamilelik süresinde aldığınız kilolarınızı sakın sorun etmeyin. Bu kiloları vermek için oldukça fazla zamanınız olacaktır.
* Kendinizi çok güçsüz hissediyorsanız doktorunuzun önerdiği vitamin ilaçları ile bedeninize destek sağlayın .
* Yeni anne olmuş arkadaşlarınızla irtibatınızı güçlendirin.
* Annelik konusunda deneyimli büyüklerinizin tavsiyelerini kulak arkası etmeyin.
* Siz ne kadar bilinmezlik içerisinde olursanız olun, eşinizden kendinizi uzak tutmayın. Birbirinize en çok ihtiyacınız olduğu bu dönemde birbirinizi yalnız bırakmayın.
* Bol bol bebeğinizin fotoğraflarını ve videolarını çekin, gün gün eskiyle kıyaslayıp, inanılmaz değişiminden güç alın.
* Eğer olanak varsa bebeğinizi bir yakınınıza bırakıp, eşinizle birlikte dışarıya çıkın, alış-veriş yapın. Kısa bir süre de olsa bebekten ayrı geçirdiğiniz saatler size iyi gelecektir.
* Son olarak bu sıkıntılı dönemin geçici bir süreç olduğunu aklınızdan çıkarmayın ve anneliğinizin tadını çıkarın…
Eşlerin birbirlerine olan anlayışlı tavırlarıyla içinde bulunulan bu durum kısa sürede atlatılacaktır.Muhakkak ki bir gün anne yorgunluk hissinden sıyrılıp, bebeğinin bakımını zevkle yapacaktır.
Eğer bu kısmi depresyon 2 haftadan uzun sürmüşse,annede uykusuzluk, iştah kaybı, umutsuzluk ve hiçbir şeyin yolunda gitmeyeceği duyguları, hatta intihar düşünceleri başlamışsa , bebeğe yönelik bir saldırganlık varsa, vakit kaybetmeden konunun uzmanına başvurulmalıdır.
Esma Özbek
KİM PSİKOLOJİ
Altunizade Mah. Kısıklı Cad. No: 108 Manolya Apt.
Çamlıca İSTANBUL
0216 428 7 546 (0216 HAT P KİM)
bilgi@kimpsikoloji.com
www.kimpsikoloji.com
merhabalar.bu durumda ben mahf olmuşum demektir,ben hem erken yaşta evlendim evlendirildim,hemde ne destekçim vardı ve hatta köle gibi bir hayatım vardı 15 nufusun içinde yaşıyor ve büyük haksızlıklara uğruyordum.bu yazınızı okurken yaşadıklarım sanki dün yaşamış gibi gözlerimin önünden geçti((ve şaşıyorum buna rağmen delirmemişim