İNSANLAR bilinmeyene, gizli olana, büyülü, tılsımlı olana ilgi duyarlar, merak geliştirirler.” Psi” Eski Yunanda ruh demektir. Psikoloji de ruh bilimi demektir. Psikoloji ruhla ilgilenmek yerine insan davranışlarıyla ilgilenmekle büyük oranda kendini ortaya koymuş bir alandır. İnsanlar neden öfkelenir, neden sevinir, ne onları korkutur, böyle durumlarda ne tür davranışlara başvururlar. Anormal davranışlar, normal davranışlar hayatın içinde yer bulur, anormal olanlar törpülenmeye, normal olanlar kabul görmeye başlar. Günümüz dünyasında, anormal davranışların fazlaca oluşması ile birlikte, insanlarda merak oluşmaya başladı.
Psikolojik destek almak ve sürekli hayatı irdelemek, daha çok sorgulamak insanların insan olmakla ilgili düşüncelerini anlamaya yönelik ilgi alanlarını oluşturdu. Aslında bilinmeyene yönelik meşru bir ilgi alanı oluştu. Çünkü gizli olan, tılsımlı olan toplum ve bilim tarafından sürekli ötelendiği için, psikoloji insanların bu tür meraklarını gidermeye yönelik ve bu tür ilgilerini doyurmaya yönelik, meşru bir ilgi alanı oluşturdu. Hangi televizyon kanalını açsam, programlarda psikologlara değişik ve gündemin dışında sorularla ter döktüren sunucuları görüyorum. Bu durum sanki bir tür reyting unsuru olarak kullanılmaya başlandı. Bazı meslektaşlarımın da bu hususta, yersiz sorularla vakitlerinin çalındığını düşünüyorum.
Televizyonda, internette ve daha birçok çeşitli kaynaklarda bilgilere ulaşmak kolaylaştı. Fakat her türden bilginin fazlası ile yığıldığı bir alan olan internet, insanların öğrenmek istediği konulara ulaşmasında yardımcı olabilecek çok zengin bir kaynak. Peki, insanların öğrenmemesi veya öğrenmek istememesi gereken konularda da fazla ve aynı zamanda gereksiz bilgi birikiminin olduğu da bir alandır. Bu yüzden her türlü bilgiyi okuyan ve bundan da memnun olan bir okur kitlesi var. Genellikle psikoloji ile ilgili alanda çok fazla bilinmesi gereken var diye yola çıkan anne ve babaların kafaları çok karışık. Çünkü her yazılan ve çizilenden fazlaca nasiplendikleri için hangi davranış doğru diye birbirine anlamsız anlamsız bakan yeni kuşak anneleri oluştu.
Önceleri meslek edinmek isteyen gençlerin yaptıkları metot olarak usta çırak ilişkisinde olduğu gibi genç anneler, anneliği kendi annelerinden veya en yakınlarındaki büyüklerinden yardım alarak öğrenirdi. Günümüz için bu şartlar çok uygun olmayabiliyor. Fakat eskiden büyüklerin söyledikleri ve uyguladıkları ile günümüz şartlarında söylenen ve anlatılanlar arasında uçurumlar oluşabiliyor. Bu sebeple yeni anne olmuş veya anne adaylarının kafalarını çok fazla karıştıracak unsur var. Bütün bu bilgilere vakıf olanlar, anne olduklarında bocalayabiliyor ve çocukları ile ne türden bir iletişim içinde olmaları gerektiğine dair kendilerini cevap üretebilecek yeterlilikte hissetmiyorlar. Bu da fazla ve gereksiz bilginin insanı ne kadar cahilleştirdiğini gösteriyor.
İşim gereği ilgilendiğim çocukların aileleri, bir sürü bilgi ile donanmış bir şekilde geliyorlar ve çocuklarından, eşlerinden bahsederken onları analiz eden bir psikolog gibi şikâyetlerini, sıkıntılarını anlatıyorlar. Çocuğunu ve eşini psikolojik bir laboratuvar ortamında gözlemlemiş, neticesinde sanki kendi ailesi ile ilgili bilimsel bir makale hazırlayacak birinin telaşesini ve hazırlığını görüyorum. Bu da bana çok anlamsız geliyor. Ne olursa olsun her anne çocuğundan bahsederken anne gibi bahsetmelidir. Bir çocuğun annesi olduğunu hissederek konuşmalıdır. Çocuğunu benim ak kuzum diye kucaklayan annelerin çocukları da bu gerekçe ile daha sağlıklı oluyor kanaatimce. Kimin ne söylediğine bakarak değil de, kelimelerin tılsımına inanarak çocuğunu kucaklayan anneler daha bir anne, eşler daha bir eş oluyor.
Psikolog Ayşe Handan Özkan Selim

Altunizade Mah. Kısıklı Cad. No: 108 Manolya Apt.
Çamlıca İSTANBUL
0216 428 7 546 (0216 HAT P KİM)
[email protected]
www.kimpsikoloji.com