MUTLU ANNE, MUTLU AİLE Mi demektir?

Bir önceki yazımda evlilikte mutlu olmak ve bilinç arasındaki ilişkiden bahsetmiştim. Hayatı anlama becerisinin ve yeni durumlar karşısında uyum gücünün olması bu ilişkinin olgunlaşması ile çok yakından alakalıdır. Çünkü bilinç arttıkça, insan kamil olma yolunda hızla ilerler. Kamil insan kendini eleştirmez, dolayısı ile başkasını da eleştirmez. Sadece kendisinde ve başkasında olan hataları görür ve bilinçle değiştirmeye çalışır. Bu hatların değişmesine yönelik çalışmalar, insanın en yakın çevresinden başlamalıdır. Yani değişimi kendinden başlatmalıdır.
Bu değişim, evlilik süreci için çok önemlidir. Burada ki değişim çift taraflı ve etkileşim halindedir. Çoğu zaman aile bireylerinden birinin sıkıntılı, gergin hali bütün aile efradının gerginliği olabilmektedir. Tam aksine aile bireylerinden birinin güçlü, kollayan, merhamet gösteren, kuşatan, affeden, zorluklarla mücadele edebilen olması, diğer aile bireylerine de ayna tutabilmektedir.
Bu özellikleri barındıran kişi ailede anne olmalıdır. Fakat anne kendini değerli hissettiği ölçüde, değer verebilir, aile içindeki konumu, davranışlarını ve tutumunu etkiler. Anne olmak, kadın kimliği ile bire bir alakalıdır. İnsan yaşamının üzerinde fiziksel, sosyal, psikolojik etkisi olan, dünyanın en güzel ve en zor meziyetidir annelik. Anne besleyen, bakım veren rolünü hiçbir karşılık beklemeksizin üstlenir. Bunu hakkıyla yapmaya çalışır.
Yeni toplum düzeninde anneliğe olan bakış açısı çok akıl almaz derecede değişmiştir. Bir kadın, doğum yaptıktan hemen sonra çalışma hayatının içine girmektedir ne yazık ki. Çocuk değişen toplumla birlikte, anneler için ayak bağı haline gelmiştir. Çocuklar için bakım veren kurumların sayısı da hızla artmaktadır. Bir insan için topyekûn ilişki ağını belirleyen, kişilik özelliklerini ve ruhsal süreçleri etkileyen “annelik” , “ kadın kimliğinin” yok edilmesiyle değersizliğe mahkûm kılınmıştır.
Mutlu anne, mutlu çocuk demek midir? Değildir. Çünkü bir kadın kendi hazları ,başarıları, statüleri peşinde koşarken, annelik tarafını ihmal edebilmektedir. Aynı zamanda çocuklarını anneliğinden, anneliğin kendine getireceği doyumdan mahrum bırakabilmektedir. Bu yüzden bunun cevabı, “mutlu annelik, mutlu çocuklar” şeklinde olmalıdır. Herkes çocuk sahibi olma kapasitesine sahip olabilir, fakat annelik, anne olduğu için kendini değerli hissettiren, bu hissiyatı lezzetli kılan ilişkisel mekanizmaların oluşması ile sağlanabilir. Öncelikle aile içindeki bireylerin kadın kimliğine bakış açısı negatif yönde ise mutlaka değişmelidir. Bir kadın çocuk sahibi olduğu için, çeşitli kutlamalar yapılmalı, eşi tarafından meşakkatli ve yorucu süreçte destek görmelidir. Çevresi tarafından çaresiz, yetersiz, yalnız hissettirilmemelidir.
Hangi cinsiyette olursa olsun herkesin bir annesi vardır. Fakat annelik vasfı herkes de bulunmamaktadır. Halbuki İnsan ilişkilerinin şekillenmesinde, duygusal bağın kurulmasında, insanın aidiyet ihtiyacının karşılanmasında, ilişkilerinin sağlıklı bir temele dayanmasında hep” annelik sürecinin” etkisi vardır. Anneliğin kapsayıcı ve koruyucu işlevlerinin, sağlıklı olması ruh sağlığı yerinde bireylerin yetişmesi içinde çok büyük olanak sağlar.
Kısacası bir çocuğun yetişmesinde, annenin rolü çok fazladır. Bir bireyin kendi annesi ve babası ile kurduğu ilişki şeklini etkilemektedir. Mutsuz evliliklerde de karı- koca ilişkisinde, kadının çocukluk döneminde kendi anne ve babası ile kurduğu ilişki ağının; erkeğin de çocukluk döneminde kendi anne ve babası ile kurduğu ilişki ağının kurbanı olduğunu sıklıkla görmekteyiz.
Ayşe Handan Özkan Selim
Milat Gazetesi

Altunizade Mah. Kısıklı Cad. No: 108 Manolya Apt.
Çamlıca İSTANBUL
0216 428 7 546 (0216 HAT P KİM)
[email protected]
www.kimpsikoloji.com