ANNE nedir diye sorulduğunda, ” sadece anne olmamaktır” demiş bir düşünür. Elbette biliriz ki anne ve çocuk arasında çok sıkı bir bağ vardır. Çocuk annenin ne hissettiğini hisseder, duygularını gözlerinden okur, anlamaya, anlamlandırmaya çalışır. Çocukların yaptığı hiçbir davranış tesadüfi değildir. Annesine babasına o kadar yakındır ki, onların duygusal olarak dillendiremediğini dillendirir. Anlatamadığını anlar.
Çocuk ve anne arasında yaratılıştan gelen müthiş bir bağ vardır. Fakat bazen anneler bazı çocuklarına haddinden fazla bağlanır, sevgi gösterir, yaptığı hataları görmezden gelir, her hareketini gereksiz yere yüceltir, sürekli çocuğun ihtiyacı olmadığı halde destek olur, her kusurunu kapatır. Sadece anne olur ve bunu abartılı bir şekilde yaşar. Hâlbuki bilinen bir gerçek vardır ki, anne çocuktan ayrıştığı zaman müthiş bir anne olur. Gerçek manada onun hayatta kendi başına bir şeyleri başarmasına ve üretmesine en büyük destektir. İyi bir anne olmak için, annenin başka uğraşlarının, eşinin, arkadaşlarının, hobilerinin olması gerekir.
Aile duygusal olarak, ruhsal olarak fazla iç içedir. Çocukta ailede olup bitene her ne kadar ilgisizmiş gibi gözükse de aslında bütün olup bitenin farkındadır. Ebeveynler, çocuklarının yanında mahremiyet alanı oluşturmazlarsa, nasıl olsa hiçbir şeyden anlamıyor diye rahat davranışlar sergilerse çocuk kendini tehlikede hisseder. Çünkü her şeyi detayıyla bilmediği, bilemediği için anlayamadığı kadarını kendi kafasında tamamlar. Böylece çocuk gölgede olanı, söylenmeyeni davranışları ile gün yüzüne çıkarır.
Ailede yaşanan bir sorun karşısında çocuğun yanında hiçbir şey yokmuş gibi davranmak, yaşanan sorunu bastırmak aslında en sorunlu durum halini alabiliyor.
Anormal giden bir durum söz konusu ise, bunun çocuktan gizli tutulması güzeldir fakat hem gizleyemeyip hem de o konu hiç yokmuş gibi davranılıyor olması çocuklar üzerinde stres oluşturur. Bunun kolaylıkla aşılabilmesi için sonucu ne olursa olsun konuşmak gerekir. Çocuklara ne hissettiğini anlamaya yönelik konuşulmalı ve merak ettiği hususlar onların anlayacağı dilden anlatılmalıdır. Mesela kardeş kaybı yaşayan bir çocuğa, hiçbir şey yokmuş gibi davranılması yanlıştır. Bu durumu ona anlayacağı dilden ve yaşına uygun şekilde izah etmek gerekir. Hiçbir şey yokmuş gibi davranmak, konu hakkında bilgi vermemek çözüm değildir. Çünkü böyle bir durumda çocukta ne yapması gerektiğini bilemez ve bocalayabilir. Ağlamak ister fakat ailede hiçbir şey yokmuş gibi davranıldığı için, öfkeli davranışlar gösterebilir.
Psikolojide bazı görüşlere göre hiperaktivitinen nedeni olarak çocuğun bir tür depresyonda olması gösterilir. Çocuklar yetişkinler gibi yaşadıklarını duygularıyla değil, davranışlarıyla anlatırlar. Hiperaktivite de depresyonun, çocuk için davranışa dökülmüş halidir. Annesi depresyonda olan bir çocuk hiperaktif davranışlar gösterir. Çünkü bir an önce anneyi bulunduğu depresif durumdan çıkarmak için ajite edici davranışlar sergiler. Çocuk için kızan bir anne depresyonda olan anneye göre daha tercih edilendir. Çünkü kızmak da bir tür ilgilenmektir. Çocukta ilgi çekmek, ilgiyi bir şekilde üzerinde toplamak için kendisine kızılmasına katlanır.
İlgisiz, kendini bırakmış, hayata dair hiçbir umudu, ümidi kalmamış bir anneye verilen en büyük nimettir aslında hiperaktif çocuk. Böylece anne ajite olur. Sinirlenir. Böylece anne hayat belirtileri göstermiş olur. En azından üzgün ve bezgin değildir. Annenin depresyonuna bağlı olarak gelişen bir durum olduğu için, ruh sağlığının iyiye gitmesi çocuğun davranışlarını fazlasıyla olumlu yönde etkiler.
Psikolog Ayşe Handan Özkan Selim

Altunizade Mah. Kısıklı Cad. No: 108 Manolya Apt.
Çamlıca İSTANBUL
0216 428 7 546 (0216 HAT P KİM)
[email protected]
www.kimpsikoloji.com