Her ağladığında bebeğinize dokunmanızın, ona bir kez daha varlığınızı hissettirmenizin bebeğin anneden ayrı bir varlık olduğunu keşfetme, yani zorlu ‘kopuş’ sürecinde sayısız faydası olacaktır. Bu bir süre rahatınızı kaçırsa, çok zamanınızı alsa bile sağlıklı bir bireyin gelişimi için atılan en büyük adımlardan biridir
Mesleği, kariyeri, birikimi, geçmiş yaşantısı ne ve nasıl olursa olsun; bir kadın anne olduğu andan itibaren tamamen yeni bir dünyanın acemisidir. Öğrenmesi, tecrübe etmesi gereken birçok yenilikle baş başa bulur kendisini. Üstelik çoğu zaman ona rehberlik etmek isteyenlerin hangisine inanacağını bilemez; kafası daha da karışır.
Dokuz ay boyunca hayatlarına katılacak sevimli bireyin hayalini kurup hazırlıklar yapan anne adayı, bebeğinin bakımı için kendi zamanının neredeyse tamamından feragat etmesi gerektiğini algıladığında çoğu zaman büyük bir şaşkınlık yaşar ve yeni mesleğinde bocalamaya başlar.
Yirmi dört saatin içindeki dakikalar artık kaybolmuştur. Bebeği besleme, uyutma ve onun altını değiştirme rutininde akmaktadır tüm gün ve gece. Özellikle modern zamanın dinamik koşuşturmacası içinde yetişmiş bir kadının, yeni anne olduğu dönemde, bu durum gözüne fazlasıyla adaletsiz görünebilir. Hatta gece durmadan ağlayan bebeği ile uykusuzluğunun arasındaki çatışmaya yenik düşerek kendisi de bebeği ile birlikte ağlamaya başlayan yeni annelerin sayısı hiç de az olmasa gerek…
İşte tam da bu ilk çaresizlik zamanlarında gelmeye başlar ‘altın tavsiyeler’! “Her ağladığında zırt pırt kucağına alırsan baş edemezsin sen bu çocukla, dikkatli ol!”, “Eninde sonunda anlaması lazım her zaman her istediğinin olmayacağını, şımartma, biraz disiplinli olmalısın!”, “Sen böyle devam edersen parmağında oyuncak olursun, seni kullanmasına izin verme!”
Oysa gözden kaçırılan önemli bir ‘ayrıntı’ vardır. Henüz annesinden ayrı bir varlık olduğunun bilincine bile varamamış olan bebek için, en temel isteklerini bile ifade edebileceği tek bir yol vardır; ‘ağlamak’…
Dikkati ve gözlemi tamamen fizyolojik ihtiyaçlarına yönelik olan, biraz da ‘bencil’ gibi görünen bu küçük varlık ancak karnı doyduğunda, altı kuru olduğunda ve annesinin varlığını hissedip korunduğunu anladığında kendini güvende hisseder.
Dünya Anne Kucağında Kavranır
Tüm bu ihtiyaçlarının karşılandığı annesinin rahminde kendisini güvende hissedebiliyordu, peki ya bu yeni dünya ve insanlar da orası kadar güvenilir mi? Acaba tek seçeneği olan ‘ağlama’yı kullanarak iletişim kurduğunda ihtiyaçlarına her zaman cevap verilecek mi, yoksa çaresizliğiyle baş başa mı bırakılacak?
Özellikle ilk altı aylık süreçte, bebek her ağladığında kucağa alınması onu ne şımartır, ne de annesini kullanmayı öğrenmesine neden olur. Aksine yaşamın bu ilk evresinde anneye tamamıyla bağımlı olan bebekte güven duygusunun gelişmesine katkı sağlayacak ve annesine inanmasına yardımcı olacaktır. İnanmayı öğrenmek de, temeli bağımlılık olan ilk gelişim döneminin en önemli aşamalarından bir tanesidir.
Bu gelişmeden sonra, yalnız olmadığını anlayan bebeğin ağlamaları giderek azalacaktır. İlerleyen aylarda fizyolojik olarak da yavaş yavaş kendine yetmeye başlayan bebek, ilk bağımlılık döneminde kazandığı güven duygusu ile annesinin korkularının aksine hızla bağımsızlığını kazanma çabası içine girecektir.
Özgüven İçin Dokunun
Bebeğin ilk aylarda çok sıklıkla ve gece-gündüz ayırt etmeden ortaya çıkan ağlamalarına karşılık verip ihtiyaçlarını gidermek, onu sakinleştirmek için çaba göstermek özellikle yeni anneler için çok yorucu bir iştir. Zamanla, bu ağlamaların hiç sonu olmadığı korkusuna kapılmasına ve paniklemesine sebep olabilir. Diğer yandan kullanıldığı, kontrol edildiği hissine kapılarak erken bir disiplin uygulamasına da girişebilir. Bebeğin ağlamalarına sadece belli periyotlarda cevap verme kararı alabilir.
Oysa bu türden uygulamalar bebeğin çevresini güvenilemeyecek bir yer olarak algılamasına ve çevresindeki insanlara inanmamasına sebep olacaktır. Yaşamın ilk zamanlarında temel güven duygusu kazandırılamadığında da, gerek kendisini, gerek çevresini keşfetmek için yeterli cesareti olmayan, özgüveni eksik bireyler yetişir.
Disiplinli, terbiyeli bir çocuk yetiştirme endişesini ilk aylarda bir kenara bırakın. Her ağladığında bebeğinize dokunmanızın, ona bir kez daha varlığınızı hissettirmenizin bebeğin anneden ayrı bir varlık olduğunu keşfetme, yani zorlu ‘kopuş’ sürecinde sayısız faydası olacaktır. Bu bir süre rahatınızı kaçırsa, çok zamanınızı alsa bile sağlıklı bir bireyin gelişimi için atılan en büyük adımlardan biridir.
Her ağladığında bebeğinize dokunmaktan korkmayın! Ona güvenip, inanarak, onun da aynı duyguları size ve çevresine yansıtmasına yardımcı olun…
Ayşe Bektaşoğlu
KİM PSİKOLOJİ
Altunizade Mah. Kısıklı Cad. No: 108 Manolya Apt.
Çamlıca İSTANBUL
0216 428 7 546 (0216 HAT P KİM)
bilgi@kimpsikoloji.com
www.kimpsikoloji.com