Bir köşe yazarı, yazısını Hobbes şöyle demişti¹ , diye bitiriyor:
“Zihnin tüm neşesi, tüm canlılık, insanın onunla kendini kıyaslayarak yüksek görebileceği bir kimsenin varlığına dayanır.”
İnanması güç, ama ilk başta ben bu cümleyi, insanın kendisinden üstün göreceği, saygı ile bakacağı biri olmazsa hayatının anlamı kalmaz, şeklinde anladım. Böyle bir anlam bana ilginç geldi ve sanki yeni bir görüş keşfetmiş gibi oldum.
Düşündüm, evet bu benim için gerçekten doğruydu. Saygı duyacağım, kendisinden bir şeyler öğreneceğim, kendisine bir tür kaynak, bir ‘koç’ olarak bakacağım insanların olması bana hep güven vermiştir. Onların var olduğunu bilmek beni heyecanlandırmış ve bana umut kaynağı olmuştur.
Ben yaşlandıkça bu tür kişilerin benimle birlikte yaşlanıp bu yaşama teker teker veda ettiklerini fark ediyorum; buruk bir duyguyla onların anılarına, kitaplarına yöneliyorum.
Ama bu görüş, tanımladığım bu bakış kendini, yaşamı, hakikati keşfetmek isteyen bir tavır için geçerli. Kendini egosunun güçlü olmasını her şeyden fazla önemseyen için ise anlamsız bir ‘laf salatası.’
Ve Hobbes, insan insanın kurdudur, (homo homini lupus) anlayışıyla benim yukarıda ifade etmeye çalıştığım kendi hakikati keşfetmeye adamış birinin bakış tarzını anlatmak istemiyor. Korku kültürünün ürettiği ‘ben bilinci’ tavrını anlatıyor.
Bir insanın ‘zihninin neşeli olması’ için kendini, hiç olmazsa bir kişiden daha yüksek görmesi, şart mı? Kendini diğerinden yüksek görmek, mutlu olabilmenin bir zorunlu gerekliliği mi?
Hobbes’a göre evet.
Hobbes, insanlık düşünce tarihini etkilemiş önemli bir filozof. Ve korku kültürü çerçevesi içinde kaldığımız sürece geçerli olan bir ilkeden söz ediyor. ‘Korku kültürü içinde kaldığımız sürece’ en önemli değer diğerinden daha güçlü olmak, ondan daha ‘yüksek’ olmaktır.
Tarih derslerinde şimdiye kadar gördüğümüz ;’büyük’ insanlar, hep böyle ‘güçlü’ insanlar. Çoğu gücünü yıkarak, yakarak, öldürerek göstermiş. Tarih güçlü insanların güç mücadelelerini anlatmak için konmuş okullara.
Ve ne kadar güçlü ise o kadar saygı değer olduğu ima ediliyor; tarih derslerinde çocuklara ‘saygı değer insan’ tanımı böyle yapılıyor. Söylenmeden yapılıyor bu tanım; durumdan tanımı, söylenmek isteneni anlıyorsun.
Ama ‘biz bilinci’ anlayışına geçince gücün tanımı değişiyor. Biz bilinci içinde gerçek güç diğerinden daha yüksek olmakta değil, ilişki kurmakta, ekip olarak sorun çözmekte kendini gösteriyor. Bu bakış tarzı ancak saygı ve sevgi kültürü çerçevesinde hayata baktığınızda anlamlı olan bir bakış tarzı.
Ve bu çerçeveden bakınca bambaşka bir tarih anlayışı ortaya çıkıyor.
Taksim Gezi Parkı için yapılan mücadele bu konuştuğum konuyu masum bir felsefi tartışma konusu olmaktan çıkartıyor; önemli bir eylem ilkesi ihtiyacı olarak belirliyor.
“Kim güçlü ben sana gösteririm!” ağır basmaya başlayınca, “dava ne,” “değerler ne,” “hangi gerçeğin duyulmasını istiyoruz” gibi bence işin özünü oluşturması gereken temeller kayboluyor.
“Kim güçlü ben sana gösteririm” anlayışı içine tıkılmış kalan bir Türkiye’de yaşamaktan sıkıldım. Birinden daha güçlü olduğunu görerek mutlu olacak insanlara, hangi parti ve inançtan olursa olsun, saygı duyamıyorum.
Birbirine küfür edermiş gibi konuşan siyasi parti liderlerinin olduğu bir ülkede yaşamak bana yalnızlık duygusu veriyor. Bakın “kızıyorum” diyemiyorum. Kendi yalnızlığımdan söz ediyorum.
Neden kızamıyorum?
Çünkü ben de öyleydim. Korku kültürü içinde yetişmiş birinin, saygı ve sevgi kültürü içinde yetişmiş biri gibi kendine ve sorunlara biz bilinci içinde bakması hemen olmuyor.
TBMM’de, grup toplantılarında, “bizim Parti’nin görüşünün dışında bütün görüşler yanlıştır; diğer partiler ‘doğru’nun aslında bizim doğru olduğunu biliyor, ama bile bile yalan söylüyorlar!” söyleminden başka bir tavır görmüyorum. Sorunların konuşulduğunu duymuyorum, sorunların boyutlarının ortaya konduğunu ve anlatıldığını, ana nedenlerin irdelendiğini görmüyorum.
Herkes tek hakikati kendisinin temsil ettiğini bağıra bağıra söylemekle meşgul. Biz bilinci içinde olgun insanlar arasında var olan konuşmaların yer aldığı bir toplumda yaşamayı özlüyorum.
Bu yazıyı bitirirken, görmek istediğim anlayışı ifade eden bir twit geldi, kendisinden izin almadığım için ismini kullanmadan yalnızca mesajını verdiğim bu değerli insana selam ve saygılar gönderiyorum:
Sayın Başbakanım, Adım … 37 yaşında, hiç suç işlememiş ODTU mezunu bir Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşıyım. Şuan size Gezi Park’ından yazıyorum. LÜTFEN güvenlik güçlerini buraya göndermeyin. Çünkü buradaki insanların neredeyse %70 inin hayatlarındaki ilk eylemi bu… İnsanların çok büyük bir bölümü eğitimli ve sağ duyulu.. Toplumun her kesiminden, her meslek grubundan, her cinsel tercihinden ve her inancından insanlar görüyorum etrafımda… Bu insanlar sizin vatandaşlarınız. Her türlü provokasyonu engellemek için ellerinden geleni yapıyorlar. Pırıl pırıl yurdumun insanları. Cv’lerini size gönderecek olsalar birçoğunu kadrolarınız da görmek istersiniz eminim. Umarım buraya müdahale etmek yerine LÜTFEN muhalefet liderlerini de davet ederek Milli Güvenlik Kurulu’nu toplayın. Çünkü bu yaşadığımız şey Türkiye Cumhuriyeti tarihindeki en büyük felakete yol açabilecek bir kriz eğer aklıselim hakim olmazsa. Yarın sabah hepimizin başbakanı olduğunuzu gösteren kararlarınızı açıklayın; göreceksiniz buradaki insanlar evlerine dönecektir. Kalanlar olursa eğer artık onlara provokatör diyebilirsiniz. Siz de, diğer muhalefet partileri de, önümüzdeki seçimlerde demokrasi sınavından geçersiniz.
SAYGILARIMLA.
İsim soyadı
Önemli bir rica: Bu hafta, sadece bir gün, hiç kimseyi yargılamadığınız bir gün geçirmeye özen gösterir misiniz? Sözünüzle, yazınızla, yüzünüzle, bakışınızla, hal ve tavrınızla, ses tonunuzla hiç kimseyi yargılamadığınız tek bir gün! Lütfen. (Bunu denerken farkına vardığınız zorlukları ve iç görüleri öykü ve örnekleriyle paylaşırsanız, beni zenginleştirirsiniz. Şimdiden teşekkür ederim verdiğiniz emek ve zamanınız için.)
Doğan Cüceloğlu (02.06.2013)
¹Mehmet Güreli, Taraf, 30 Mayıs 2013, s. 17
KİM PSİKOLOJİ
Altunizade Mah. Kısıklı Cad. No: 108 Manolya Apt.
Çamlıca İSTANBUL
0216 428 7 546 (0216 HAT P KİM)
bilgi@kimpsikoloji.com
www.kimpsikoloji.com