Süper Anne’lik çalışsın ya da çalışmasın bir çok kadının yaşadığı ve kent yaşamının nimetleriyle beraber tüm kadınlara getirdiği bir külfet aslında. Bir kadın zaten
· Evin düzeninin sağlanması,
· Çocukların yetiştirilmesi,
· Alışveriş yapmak,
· Okul sorunlarıyla ilgilenmek ,
gibi pek çok işten sorumluyken bir de çalışıyorsa her işe yetişmek zorunda kalıyor. Her şey düzgün olsun, en iyisi olsun, kimseye muhtaç olmadan kendi işimi kendim yapayım düşüncesiyle kadınlar giderek daha mükemmeliyetçi bireyler olup çıkıyorlar. Uyku düzenleri bozuluyor, sürekli bir gerginlik hissiyle beraber somatik yani bedensel sorunlar başlıyor ve kadınlar önce tıp doktorlarına başvuruyorlar. Çünkü sorunun bedensel bazı hastalıklardan kaynaklandığını düşünüyorlar. Böyle düşünmekte de haklılar. Belirtiler bedensel rahatsızlıklar yönünde kendini gösteriyor. Sorun gerçekten de fiziksel olabilir. Ancak genellikle fiziksel ve ruhsal olarak bir arada görülebiliyor. Bu hastalığın tıbbi adı fibromiyalji. Son yıllarda giderek daha fazla kadın bu hastalığın pençesine düşüyor. Yorgunluğa bağlı ya da uykusuzluğa bağlı olduğu düşünülen pek çok rahatsızlığın altında aslında mükemmeli aramak biçiminde gelişen bir yapı var. Gün içinde her işe yetişmek, her konuda çaba harcamak şeklinde bir koşuşturmanın vücut üzerinde fiziksel ya da psikolojik olarak baskı yaratarak sorunlara yol açmasının tam karşılığı Süper Anne Sendromu’ olarak biliniyor. Şikayetler ciddi anlamda etki edene kadar kadınlar doktora başvurmuyor. Hatta zaman içinde geçer düşüncesiyle önemsenmiyor bile. Doktora gidildiğinde ise nereye gidileceği konusunda tam bir karmaşa yaşanıyor.
Genellikle şikayetler bedenin hangi bölgesindeyse o alanla ilgili bir hekime başvuruluyor. Gerçek anlaşılana kadar epeyce bir zaman kaybediliyor. Bu sorunun Süper Anne Sendromu’ ya da tıbbi adıyla Fibromiyalji’ olduğu kolay kolay anlaşılmıyor. Zaten bu şikayetlerin bir sağlık sorunu olarak literatüre girmesi de çok yakın tarihlerde gerçekleşmiştir. Daha önce yorgunluğa ya da günlük telaşa bağlanan problemlerin genellikle mükemmeliyetçi kadınlarda görülmesi ve kolaylıkla düzelmemesi üzerine konunun sağlık boyutuyla incelenmesinin ardından adı konmuş ve tanımlanabilmiştir. Çağımızda bu konuda sıkıntı yaşayan pek çok kadın varken sorun artık bir hastalık olarak ele alınmaya ve ciddi olarak üzerinde araştırma yapılmaya başlanmıştır
Belirtileri Nelerdir?
Süper Anne Sendromu’nda kadınlar öncelikle her işe yetişme kaygısıyla gerginlikler yaşıyorlar. Bu gerginlikler sonucu vücudun bazı bölgelerinde aslında başka hastalıkları düşündüren problemler baş gösteriyor.
· Uyku bozuklukları,
· Mide ve bağırsaklarda gaz ve spazmlar,
· Çarpıntı,
· Migren türünde baş ağrıları,
· Özellikle ellerde ve kolda uyuşmalar,
· Kas ağrıları,
· Yorgunluk,
· Diş gıcırdatma,
· Stres ve endişe,
En çok göze çarpan şikayetler olarak öne çıkıyor. Bu şikayetler aynı anda görülmeyebiliyor ama hemen hemen tüm hastalarda belirgin bir uyku bozukluğu olduğu biliniyor. Hasta uyuduğunu sanıyor ama gerçek anlamda bir uyku uyunmadığı için sabahları yorgun ve bitkin uyanıyorlar. Bu yorgunluğun sebebi de derin uykuya geçememekten kaynaklanıyor.
Tedavisi Nedir ?
Öncelikle doğru tanının konması için bu sendromu yaşayan kadınların nereye başvuracaklarını bilmeleri gerekiyor. Belirtileri bakımından incelendiğinde ilk olarak bir Romatoloji uzmanına gidilmeli. Bunun yanı sıra tedavi amaçlı olarak fizik tedavi bölümleri ve psikologlardan destek alınmalı. Genellikle ağrılarla ortaya çıkan Süper Anne Sendromu’nda tanı konduktan sonra diğer branş doktorları tarafından uygulanan ilaçlı tedavi ile fizik tedavi ve uzman bir psikologla beraber oluşturulacak terapi seansları büyük fayda sağlıyor. Tedavi çok kolay değil. Bir anda her şeyin düzene girmesi çok da mümkün olmuyor. Çünkü rahatsızlığın temelinde mükemmeliyetçi bir anlayışa sahip olmak yattığı için öncelikle düşünce yapısının değişmesi gerekiyor. Bu nedenle:
· Hayata karşı farklı bir bakış açısı kazanmak,
· Bazı şeyleri oluruna bırakmak,
· Yüklenilen sorumlulukları başkalarıyla paylaşmak,
· Bazen hatalar yapılabileceğinin ve bunun da normal olduğunun bilincinde olmak,
· Kimi zaman elimizde olmayan sebeplerle de olsa işlerin ters gidebileceğini kabul etmek,
· Her işin en mükemmeli olmadan da doğru ve düzgün olabileceğini düşünmek,
Psk. Serap Duygulu
KİM PSİKOLOJİ
Altunizade Mah. Kısıklı Cad. No: 108 Manolya Apt.
Çamlıca İSTANBUL
0216 428 7 546 (0216 HAT P KİM)
bilgi@kimpsikoloji.com
www.kimpsikoloji.com