Jerica M.Berge’nin araştırması dahil olmak üzere son yıllardaki araştırmalar, gençlik yıllarında yaşanan stresli yaşam olaylarının yeme bozukluklarını tetikleyebileceğini göstermektedir. Bu travmatik olaylar, ilişkisel sorunlar, cinsel taciz ve ya okul değiştirme olabilir. Clincal Nursing dergisinin Mayıs sayısında yayımlanan makaleye göre, bu yeme bozuklukları arasında Anoreksiya ve Bulmia da yer almaktadır.
Minnesota Üniversitesi’nde yapılan bir araştırmada ailevi stres yaratan olaylar ve yeme bozuklukları arasında bir bağlantı olup olmadığını anlamak için yaşları ortalama 27 olan, 18 ay ile 20 sene arasında değişen bir sürede klinikte yeme bozukluğu tanısı ile ayakta tedavisi gören 26 kadın ve erkek ile görüşülmüştür. Katılımcıların 9’u Anoreksiya Nevrosa, 3 ‘ü Bulmia Nervosa tanısı koyulmuş ve geri kalan 14 kişi ise tanı kriterlerini karşılamamakla birlikte çeşitli yeme bozukluğu belirtileri izlenmiştir.
Çalışmada yeme bozukluklarına yol açabilecek 6 farklı önemli yaşam olayı ele alınmıştır:
· Okul değişikliği: Liseden sonraki hayatta bağımsız olmak ve üniversite için evden ayrılmak, arkadaşlara ve aileye duyulan özlemden bahsedilmiştir.
Bir katılımcının ağzından: Bir kadın olarak benim için üniversiteye başlamak çok zordu, kimse kim olduğumu bilmiyordu, kendimi çok yalnız hissediyordum ve kimseden destek görmüyordum, sanırım bu yüzden yemek yemeyi bıraktım diyor. Başka bir katılımcı ise alıştığı sevgi ve ilgiyi özlediğini söylüyor.
· İlişkideki değişiklikler: Bazı katılımcılar partnerleriyle ayrılıklarından bahsederken, diğer katılımcılar ebeveynlerinin boşanmasını atlatamadıkları stresli yaşam olayları olarak değerlendirmiştir.
Bir katılımcı babasının yeni bir kız arkadaşı olduğunda henüz yedi yaşında olduğunu ve bu yüzden baba – kız arasındaki ilişkileri bozulduğunu belirtmiştir. Katılımcının ağzından : “Bir gecede bu kadın hayatının en önemlisi haline geldi… Kız arkadaşı bana çok kaba davranıyordu ve babam sesini bile çıkartmıyordu…” Başka bir katılımcı ise babasının onları (annesi ve kendisini) “mükemmel Barbie” için bıraktığını söylüyor ve ekliyor “ babamın bizim yerimize onu tercih etmesine çok sinirlendim, sanıyorum ki yeme bozukluğum o sıralarda başladı”.
· Aile bireyinin ölümü: Aile bireyinin veya yakın bir arkadaşın vefatının travmatik olduğu bilinmektedir. Katılımcılar yasla nasıl baş edeceğini bilemediklerini ve çok az destek gördüklerini ifade etmişlerdir.
Bir katılımcı kendisi 5 yaşındayken ablasını kaybettiği ablasının ölümü ile ilgili kimsenin onunla konuşmadığından yakınmış ve “ kaygısını kompanse etmek için yemek yemeye başladım” demiştir. Başka bir kadın ise 11 yaşındayken annesini yeme bozukluğu yüzünden kaybetmiştir. Birden kendini tek ebeveynli bir evde, fazla özgürlük fakat az duygusal destekle bulmuştur ve o sırada kontrolünü yitirmiş olabileceğine inanmaktadır.
· Ev ve iş değişikliği: Bazı katılımcılar ailelerinin taşınması veya iş değiştirmesi sırasında kendilerini fazlasıyla yalnız ve destekten yoksun hissettiklerini anlatmışlardır.
Kadının yeni bir işe girmesi sonucunda arkadaşlarına zaman ayıramaması bunun yanında yeni iş yerinde kendinden yaşça büyük iş arkadaşlarıyla ilişki kurmak için çabalama durumuna sokuyor.
“ Kendimi çok yalnız hissettim, konuşabileceğim ya da vakit geçirebileceğim kimse yoktu”… Bir başka katılımcı için ise 16 yaşındayken taşınmak zorunda kalmak onu oldukça zorlamış. “ Kendimi kaybolmuş hissettim ve yemeye başladım” şeklinde yaşadığı güçlüğü dile getirmiştir.
· Hastalık / hastanede kalma: Pek çok katılımcı için hastalanmış ve kilo kaybetmiş olmak onları iyi hissettirmiş ve etraftan aldıkları olumlu tepkilerde davranışlarını desteklemiştir.
Menenjit geçirmekte olan bir kadın katılımcı hastalığı üzerinde hiçbir kontrolü olmadığını fark etmiş ancak “yeme” ihtiyacını kontrol edebileceğini düşünmüştür. “ Sanırım ne kadar çok küçülürsem, çevremdeki insanların benim için bazı şeyleri o kadar çok yapabileceklerini düşündüm.” Başka bir kadın ise 17 yaşından 64 yaşına kadar hipoglisemi tanısıyla yaşamış ve ona sık sık yemek yemesi gerektiği söylenmiş. “ Devamlı yemek düşünmeye başladım… O günden beri tıkınırcasına yemek gibi bir sorunum var” demiştir.
· İstismar/ cinsel taciz/ ensest:Bazıları taciz olaylarından bahsederken kendilerini kötü, çevrelerinden ve arkadaşları tarafından dışlanmış hissettiklerini söylemişlerdir. İki kişi çekici, iri ve caydırıcı gözükmek için daha çok yemek yediklerini belirtilmiştir.
Bir kadın katılımcı yeme bozukluğunu ağabeyi tarafından tacize uğraması yüzünden ortaya çıktığını söylüyor. “ Bence sadece bu olaydan kaçındığım için yemeye başladım… Sadece acımı dindirmek için çünkü kimseye söyleyemiyordum.” Diğer bir kadın ise sevgilisinden gördüğü şiddeti durdurmaya çalışmak için yemeye başlamış. “ Düşündüm ki eğer kilo alırsam beni terk eder veya ona karşılık verebilirim”.
Berge bu araştırmanın, rutini bozan değişikliklerin ve stresli yaşam olaylarının yeme bozukluklarını tetikleyebileceğini ve bu vakalarda destek eksikliğine sık rastlandığını söylüyor.
Özetle, araştırma bulguları, stresli ve rutini bozan yaşamsal değişikliklerin yapıldığı dönemlerde psikolojik desteğin öneminin altını çizmek ve sağlık çalışanları kadar ebeveynler tarafından da dikkate alınması gerektiğini işaret etmektedir.
Kaynak :http://psychcentral.com/news/2012/04/25/traumatic-events-can-prompt-eating-disorders/37811.html
KİM PSİKOLOJİ
Altunizade Mah. Kısıklı Cad. No: 108 Manolya Apt.
Çamlıca İSTANBUL
0216 428 7 546 (0216 HAT P KİM)
bilgi@kimpsikoloji.com
www.kimpsikoloji.com