Modern yaşam için düşünüldüğünde çocuğun bir kuruma başlama yaşı duruma göre 1 veya 2’ye kadar gerilemişken bu konu üzerine bir şeyler söylemek eskisinden zor olsa da bu yazıda okula hazırlık mahiyetindeki okul öncesine kuruma başlayan çocuk ve onun ailesi üzerine hasbihal edelim. Zira küçük çocuklu aile ile okul dönemi çocuğu olan aile pek çok yönüyle birbirinden farklı özellikler gösterir (Okul dönemi çocuğundan kastedilen yaş en az 4’tür). Çocuk artık bakım ve ihtiyaçlarının giderilmesi konusunda çevresine daha az muhtaçtır, okul evresi ile kendi öz bakımını gerçekleştirmede daha da başarılı hale gelecektir.
Okula başlama; hem aile yaşamı, hem çift ilişkisi hem de çocuk için şüphesiz ki yepyeni bir heyecan dönemidir. Ailenin günlük düzeninde farklılıklar görülmesi muhtemeldir. Yemek düzeninden uyku düzenine, sorumluluk paylaşımlarından etkinlik planlarına kadar pek çok şeyin yeniden yapılandırılması gerekebilir.
Her ne kadar çocuğun hangi okula ya da hangi öğretmene gitmesi gerektiği konusu, yeni ev düzeni, yeni bir ekonomik planlama ya da ev-okul-iş düzenlerine dair pek çok konu tartışma konusu olarak gündeme gelebilse de çoğu kez bu yeni evreye adapte olmak çok uzun sürmemektedir. Olabilecek tartışmalar temelde çiftin farklı dünya görüşleri ile alakalı olduğundan ve farklı konularda farklı şekillerde daha önce de konuşulduğundan adapte süreci görece daha kısa sürebilir.
Bu yeniden yapılanma döneminde çok aceleci davranmak alışmayı zorlaştırabilir. Süreci deneme yanılma yoluyla zamanla oturtmak daha gerçekçi olacaktır. Yeni alışkanlıkların oturması için zamana ihtiyaç vardır. Bazen günlük düzene sadece bir öğün eklemek bile alışılması gereken bir süreç olabilir. Kahvaltı etmeden güne başlayan bir ailenin, çocuğun okula aç gitmemesi için kahvaltı etmeye başlaması demek, pek çok şeyi yeniden tasarlamak demektir. Bazen ailece daha erken uyumak zorunda olmak veya çocuğun erken uyuyabilmesi için hafta içi akşam programlarını askıya almak aileye zor gelebilir. Böylesi durumlarda olaya faydacı yaklaşmak ve yeniliklere direnmek yerine adapte olmak çok daha pozitif bir aile ortamı oluşturabilir. Ancak bu adapte oluş sadece annelik rolüne ya da sadece babalık rolüne değil; ebeveynlik rolüne ait bir süreçtir. Geleneksel kalıpların daha ziyade anneye yüklediği rol kalıplarının yine faydacılık gözetilerek ebeveyne dair bir bilinç olarak aileye oturtulması yeni nesillere daha adaletli bir miras bırakabilir!
Daha küçük başka kardeşler yok ise çiftin artık daha özgür ve daha geniş vakit geçirebilecekleri bir evre başlamış olur. Ev dışında çalışan anne için düzene dair çok şey değişmiyor olsa da ev hanımı anne için belirli saatler aralığında da olsa daha özgür vakit alanı doğar. Bu da annenin kendisine ve ilişkisine daha rahat yatırım yapabilmesi anlamına gelebilir. Ertelenen, ötelenen, ihmal edilen konular tekrar gündeme gelebilir ve bireysellik-birliktelik dengeleri yeniden düzenlenebilir. Hobi, eğitim, kariyer hedefleri tekrar gözden geçirilebilir. Belki de yeni bir çocuk düşüncesi gündeme gelir.
Bazı çiftler için çocuğun okul ortamı yeni bir sosyalleşme alanı olarak karşımıza çıkar. Akran çocukları olan bir veli kitlesi yeni arkadaşlık olanakları doğurabilir. Ortak konuşacak pek çok konunun olduğu güzel bir sosyalleşme alanı ortaya çıkabilir. Bu normalin ne olduğunun, iyinin, tercih edilenin ne olması gerektiğinin dahi tekrar düşünüldüğü bir mukayese ortamı da ortaya çıkarabilir.
Ailenin tüm bu eklenenler, çıkarılanlar, değişenler ve dönüşenlerle yeni bir düzen oluşturması gerekir. Bu düzenin kurulumunda ve işlemeye başlamasında ihtiyaçlar temelinde bir hazırlık yapılmalıdır.
Aile ve Çift Terapisti
Psikolog Enise Akgül
Altunizade Mah. Kısıklı Cad. No: 108 Manolya Apt.
Çamlıca İSTANBUL
0216 428 7 546 (0216 HAT P KİM)
bilgi@kimpsikoloji.com
www.kimpsikoloji.com