Ruh Sağlığı

“Anla beni” diyenlerden misiniz?

 ÇİFTLER kendilerini ve birbirlerini gerçekten tanımak istediklerinde, karşılıklı anlama dediğimiz süreç de başlamış olur. Anlamak karşılıklı oturup konuşmak değildir. Anlamak için gerekli olan dinlemektir, dinlemeyi bilmektir. Dinlemek ve anlamak birbirine çok yakın sözcüklerdir. İnsanlar birlikte daha çok vakit geçirmek kaydıyla, daha iyi anlaşabileceklerini, kendilerini daha iyi anlatabileceklerini düşünürler. Bu düşünce yanlış değildir. Fakat tam anlamıyla doğru da değildir. Genel olarak düşündüğümüzde, televizyon programları kendilerini sürekli anlatmaya çalışan siyasetçileri ağırlamaktadır. En çok gördüğümüz yüzler olmasına rağmen hala siyasetçileri tam anlamıyla anlamış değilizdir. Bu sebeple çok yakından tanıdığımızı zannettiğimiz insanları, anlamamız uzun zaman alabilir.

Sürekli olan birliktelikler, her yöne birlikte hareket ederek vakit geçirmek, eşlerin birbirlerini çok fazla anlamaları veya anlaşmaları manasına gelir diye bir düşünce vardır. Bu durum sadece eşlerin birbirlerini tanımalarına yardımcı olur, anlamalarına değil. Anlamak, anlaşılmak zamanla gerçekleşir. ” Tanımak” denildiğinde bir insanın ne giydiği, hangi rengi sevdiği, ne tür bir işle uğraştığı gibi konular anlatılmak istenir. “Anlamak” zamanla oluşur ve insanların duygularını kapsar. Anlamak, bir insanın bir durum karşısında verdiği tepki, beraber vakit geçirdiği insanlara duyduğu hisleri, hassasiyetleri, kapsar.

Anlamak ve anlaşılmak dinlemek yoluyla olur. Evlilik öncesinde, nişanlı çiftlerin davranışları, tutumları hep karşısındakini anlamaya yöneliktir. Kadın erkeği, erkek de kadını anlamak için çabalar. Çiftler birbirlerinin nelerden hoşlandığını, nasıl vakit geçirdiklerini, kimlerle konuşup görüştüklerini bilmek çabası içinde vakit geçirirler. Nişanlılık dönemi bitip de, evlilik dönemi içine girildiğinde bu tanımaların yerini anlamak alır. Çünkü bu döneme kadar eşler karşılıklı olarak, birbirlerini kendi anlamak istedikleri kadar anlamışlardır.

Evlilik sonrasında insanların hayal kırıklıkları yaşaması bu sebeptendir. Birbirlerini görmek istediği yerden, gördükleri için sonrasında sorunlar yaşanır. Bunda bir anormallik yoktur. Sadece kimisi bu durumla baş edebilmeyi bilir ve eşini anlamak için gayret sarf eder. Kimisi eşini tanıdığı kadarıyla görmeye devam etmek ister ve onu anlamaya çalışmaz. Bu da evliliği daha zor ve baş edilmez kılabilir. Anlamak çok geniş bir kavramdır. Aslında tanımayı da kapsar.

İnsan tanıdıkça, anlamaktan kaçınır. Anladıkça bilinmeyenlerle, belirsizliklerle yüzleşir. Belirsizlikler ise korktuğumuz, görmek istemediğimiz, duymaktan kaçındıklarımızdır. Kaçtıkça gerçeklerle yüzleşmeyi geciktirmekten öteye gidemeyiz. Hâlbuki Marilyn Ferguson’un dediği gibi “Belirsizlik, birbirini anlamaya çalışan insanların yanlarından ayırmamaları gereken bir dost gibi olmalıdır”.

Psikolog

Ayşe Handan Özkan Selim

Yorum Yap

Konuşalım

T: +90 216 428 7546
E: bilgi@kimpsikoloji.com