Ruh Sağlığı

Mutfak Nerede Hayat Orada

Bir bebek doğduğu zaman cinsiyetinin ne olduğunu ve cinsiyetin gerektirdiği rolleri ölçüp, biçip, tartamaz. İnsan davranışları üzerinde etkili olan birçok faktör vardır. Aile tutumları, inanç, arkadaş çevresi, akraba çevresi ve toplumun davranışları şekillendirdiğini biliriz. Karakter, mizaç, cinsiyet rolleri, fıtrat da en önemli diğer etkenlerdir. Bir kadını kadın yapan, bir erkeği erkek yapan toplumsal roller vardır. Toplumun belirlediği normlar, beklentiler davranış kalıplarını şekillendirir. İnsan bu beklentiler doğrultusunda gelişen davranışlarla hareket ederse, eylemde bulunursa değer görür ve mutlu olur. Aksi halde iç dünyasında toplumun beklediği davranış kalıpları ile çelişir ve birey üzerinde bunalımlara neden olabilir.

Fransız ihtilalinden sonra Feminist hareketin etkisi ile kadının özgürleşmesi başlığı altında, kadınlar mülk sahibi olmak, ekonomik ve politik alanda yer almak için mücadele içine girdiler. Bu alanlarda haklar elde edildikten sonra, feminist hareketlenme devam etti. Kültürel alanda da, erkek egemen yapılanmanın önüne geçip, kadın ve erkek eşitliğini sosyal alanda, toplumsal hayata taşımak istediler. Bu durum kadınların kendilerini ifade edebileceği bir sürü hak ve hürriyete kavuşmasına yardımcı oldu. Mesela ekonomik özgürlüğün kazanımı, kadınlarda bir tür özgüven arayışının son bulmasına neden oldu. Fabrikalarda erkeklerle aynı işi yapmak, kendilerini daha iyi hissettirdi. Otobüs şoförlüğü yapmak, oto tamirciliği yapmak gibi işlerde çalışarak kendilerini daha değerli hissettiler. Evde bir erkek gibi çocuklar üzerinde söz sahibi olmak, çocuk yetiştirme işinden uzaklaşmak daha tercih edilir oldu. Kadının mutfakta yer alması küçümsenir ve değersizleştirilen bir durum haline geldi. Anne adayları, bir kaç ay doğum ve süt izni ile sınırlanan imkânlarla kendileri için doğru olanı yaptıklarını düşünmeye başladılar.
Tanzimat’tan sonra feminist söylemlerin etkisi, Türk toplumu üzerinde de görülmeye başlandı. Aile içinde erkek egemen yapıdan uzaklaşmak ile birlikte kadının erkek gibi ekonomik, politik ve sosyal hayatta özgürce yer alması önemli oldu. Anne olmak toplum tarafından değersizleştirildi. Ev işleri ile uğraşmak, mutfakta yemek pişirmek kadının kendini değersiz hissetmesi için uğraştığı basit ve gereksiz uğraşlar kategorisine sokuldu. Çalışma hayatı ile zenginleşen bir hayat tarzının içinde mutlu ve huzurlu hissetmek varken, ev işlerinin yoğunluğu içinde kaybolmamalı idi kadınlar. Kadınlar kaybolmadı fakat bunca değişik ve çarpık yapılanma karşısında kadınlık kayboldu. Erkeklerin yaşadığı hayat şartlarını yaşamaya çalışan ve bundan da mutlu olan kadınlar çoğaldı. Kendilerini değil, kadınlık yönlerini değersiz hissettikleri için, erkek gibi olmakla değer ve yükselmiş hayat standartları elde edebileceklerini zannettiler.

Mutfakta yemek yapmak, bir kadına kadın olduğunu hatırlatan yegâne mekânlardan bir tanesi iken, bununla da yüzleşmemek için mutfağı terk ettiler. Yemek yapmaya da yabancılaşan bir kadın profili oluştu. Yemek pişirmek korkulu rüyalarla bütünleşti. Buna mukabil farklı alternatifler türedi. Ayak üstü yemek yenen, internet üzerinden sipariş verilebilen mekânların sayısı, artan talebi karşılayabilmek için gün geçtikçe çoğalmaya başladı. Kadın kendine yabancılaştıkça, kadın olmaktan soğudukça mutfaktan uzaklaştı. Mutfakta vakit geçirmek, boşa geçen bir vakitten öteye geçmedi ne yazı k ki. Mutfakta pişen bir yemeğin, ifade ettiği yüzlerce anlam vardı. Aile sıcaklığını hissettiren, bir evi ev yapan, kadını anne yapan, kadınlığı değerli kılan en önemli mekânlardan biridir mutfak. İnsanın kalbi ne ise, bir evin mutfağı da odur.

Psikolog Ayşe Handan Özkan Selim

KİM PSİKOLOJİ
Kariyer İstihdam Merkezi
Altunizade Mah. Kısıklı Cad. No: 108 Manolya Apt.
Çamlıca İSTANBUL
0216 428  7  546 (0216 HAT P KİM)
bilgi@kimpsikoloji.com
www.kimpsikoloji.com

Yorum Yap

Konuşalım

T: +90 216 428 7546
E: bilgi@kimpsikoloji.com