Tarihte vaktiyle yaşamış birçok padişaha, vezirlere devrin yaşamış önemli şahsiyetlerine methiyeler düzülmüş. Ne güzelde yapmış ecdadımız. İnsanlar şairlerin ağzından devrin sevilen şahsiyetlerini, gelecek kuşaklara taşımışlar . Bazen geçmiş tarihte yaşasam, ben sahnenin neresinde olurdum, nasıl bir geçmiş sürerdim
diye düşünürüm. Şimdilerde ve geçmişte yaşanan benzer olaylar arasında köprüler kurar , bütün incelikleri ile nasıl bir izlenim bırakırdı yaşananlar insanların hayatlarında. Mesela kar . Bir vakitler de şimdilerde olduğu gibi kar yağıyordu ve belki benim gibi kara sevdalı bir sürü insan vardı. Kar için methiyeler dökebilecek değilim, fakat kar ve insan arasında ki benzerlikleri anlatacak birkaç kelam edebilirsem ne mutlu…
Bir haftadır havaların soğumasıyla etkili olan kar yağışının, herkesin hayatında farklı etkisi oldu. Kimi trafikte ecel terleri döktü, kimi soğuk kış günlerini geride bırakabilmenin derdiyle kavruldu, kimi içinde dünya nimetlerinin sunduğu en güzel oyunun bir parçası oldu kar. Dünyanın en güzel günlerinden insanlığa sunulan bir demet gibi yaşadığımız şu karlı günler. Soğukluk insanları birbirinden ayıran bir olumsuz bir duy-
gu iken, kar bu soğukluğun üzerini bembeyaz safiyetiyle örten bir gelin gibi aramızda süzülüp duruyor . Sonunda ortada ne soğukluk kalıyor ne de soğukluktan duyulan korku.
İnsan dünyanın en kıymetli varlığı ve varoluş hakikatinden dolayı en güzel mucizesi diye biliriz. Kar taneleri gibi, benzersiz ve eşsizdir insan. Birbirlerine çarpmadan teker teker yeryüzüne inerler . Bazısı ağaçların üzerini süsler gökyüzünden düşmesiyle, bazısı da kirin, çamurun içine karışır ve kaybolur. Semaya her düşen tanecik yaratılışından ötürü saf tır, tertemizdir.
Birçok yönüyle insana benzer kar . İnsan kara sevdalanır . Tertemiz doğar , içinde bulunduğu şartların etkisiyle hareket etmek zorunda kalır . Suça meyleder , bataklığa saplanır , yoldan çıkar , aklını kaçırır . Ama gene de insan olduğunu unutmaz, unutturmaz yaşadıkları. En azından kara duyduğu sevda, ona geldiği yeri ve duruluğu, berraklığı hatırlatır . Özüne dönmek için çabalaya dursun, içinde gelgitler oluşturan soğukluklar kaybolur. İnsanın duyduğu en büyük rahatsızlık kendine duyduğu soğukluktur . Kendini canavarlaştırmasıdır , aslından kopmasıdır . Bu soğukluk neticesinde tutunacak dallarını
yitirdiğini düşünür ve çamurun içine hapsolduğunu ve oradan bir daha çıkamayacağını düşünür. İletişimlerin en büyüğü insanın kendisi ile kurduğu iletişimdir. Kendine olan saygınlığını kaybettiğinde, yönünü de şaşırıyor. Nereye gideceğini, hangi yolu izleyeceğini, doğruyu nerde bulacağını bilemez hale geliyor. Kendisiyle barışınca, canavar olmadığını anlamalıdır. İnsanlığın güzel yüzüyle nimetlendiğini gördüğünde, hayatının akışı da rotasını buluveriyor. Hangi koşulda olursa olsun, insanın kemalata erişmesi için bir sürü yol ve dönemeç vardır . Kar tanelerinin istikamet üzere yollarını takip etmesi ve yolculuklarının yeryüzünde son bulması ile devam eden serüvenin devamında neler olur neler . Çamura da düşse, kuş yuvasında da hayat bulsa kar tanesinin hikâyesi; sonuç hep aynı değil midir? Yeryüzünü kirden, tozdan arındırmaktır.
Psikolog Ayşe Handan Özkan Selim

Altunizade Mah. Kısıklı Cad. No: 108 Manolya Apt.
Çamlıca İSTANBUL
0216 428 7 546 (0216 HAT P KİM)
[email protected]
www.kimpsikoloji.com