Ruh Sağlığı

Acılara Karşı Ne Kadar Dayanıklıyız?

Hayat, psikolojide sarkaç hareketi denen iniş ve çıkışlarla dolu. Her inişin bir çıkışı vardır mantığını açıklıyor sarkaç hareketi. Hepimiz bir şekilde başa çıkmaya çalışıyoruz bu iniş çıkışlarla. Bazılarımız zorlukları göğüslemede çelik zırh taşırken bazılarımız da ezilip kalıyor…
Peki daha dayanıklı hale gelmek için bu konuda kendimizi eğitmemiz, güçlendirmemiz mümkün değil mi? Psikologlara göre mümkün. Herkesin stresle ve felaketlerle başa çıkma gücü farklı. İşte bu sosyal dayanıklılık psikoloji alanındaki uzmanların özellikle ilgisini çekiyor son dönemde…
Jane Clarke ve Dr. John Nicholson’ın yazdığı ‘Dayanıklılık: Hayatın sunduğu bütün her şeye karşı’ (Resilience: Bounce Back From Whatever Life Throws At You) adlı kitapta psikologlar hangi kişilik özelliklerinin hayatın zorluklarıyla daha kolay başa çıkmaya yardım ettiğini ve hayatta ne tip olayların bizi daha güçlü hale getirebileceğini tartışıyor.
Bu psikologlar yaptıkları incelemede kimilerinin aynı bir top hafifliğiyle hayatın sunduğu bütün zorluk ve streslerden zıplayıp kurtulduklarını gördüler. Ve bu gözlemlerin sonucunda ortaya yeni bir kavram çıktı: Dayanıklılık zekası! Aynen genel zeka veya duygusal zeka gibi insan zekasına değişik bir boyuttan yaklaşmak.

Bu yeni yaklaşımın sonucunda dayanıklı kişilik sergileyenleri diğerlerinden ayıran 5 önemli nokta ortaya çıkıyor:

Olumlu olmak
Stresi ve anksiyeteyi alt edebilmek
Olaylar karşısında kişisel sorumluluk almayı bilmek
Açık bir insan olup, değişikliklere kolay adapte olabilmek
Problem çözmede olumlu ve aktif bir yaklaşım sergilemek

Bu özelliklere dayalı incelemelerde şaşırtıcı sonuçlar ortaya çıkıyor. Bunlardan ilki kadınların erkeklere kıyasla dayanıklılık zekasında daha düşük puanlara sahip olması.
Dr. Clarke kadınlar acıyla başa çıkmada erkeklerden çok daha iyi oldukları için bu sonucun aslında çok ilginç olduğunu söylüyor. Bu farklılık yakından incelendiğinde kadınların olumluluk düzeyinin erkeklerden daha düşük olmasına bağlanıyor.
Aslında son derece mantıklı: Eğer olayların olumlu sonuçlanacağına inanamazsak olumlu yönde ilerlememiz nasıl mümkün olabilir ki? Sahip olduğumuz enerji sınırlı. Bu sınırlı enerjiyi “Eyvah, ben mahvoldum, bu işten kurtuluş yok…” diye düşünerek ve panikleyerek kullanmak da “Ben bu işten bir çıkış bulacağım ve her şey daha iyi olacak…” yaklaşımıyla kullanmak da mümkün. Hayatta her şeyi kontrol etmeye çalışanlar ve edemedikleri takdirde anksiyete yaşayanlar olumlu yaklaşım göstermeyi beceremeyenler. Ve bu tip kişilerin olumsuzluklardan, felaketlerden kurtulmaları da mümkün değil.

Psikologlar burada başka bir noktaya dikkat çekiyor: Erkekler genellikle kendi kapasitelerini ve başarılarını olduğundan fazla görürken kadınlar kendi yetenek ve kapasitelerini olduğundan daha az görüyorlar. Doğal olarak erkeklerin bu olumlu tavırları onların hayat başarılarını olumlu yönde etkiliyor.
Yapılan araştırmalarda ortaya çıkan başka ilginç bir sonuç da, en fazla dayanıklılık gösteren insanların en az sevimli bulunan insanlar olduğu. Örneğin politikacılar.
Yine bir başka ilginç sonuç dayanıklı olan kişilerin çocukluklarının zor geçtiği. Büyük zorluklar ve anne babayla ilgili sıkıntıların bulunduğu ortamlarda büyüyen çocuklardan özellikle büyüklerinin küçük yaşta üzerine aldığı sorumluluğun onları ileri hayatlarına daha güçlü hazırladığı tespit edilmiş. Çıkan sonuçlardan biri de bir alanda dayanıklılık gösterebilen kişilerin mutlaka her alanda aynı performansı göstermeyecekleri.

Uzmanların altını çizdikleri nokta ise önemli: Dayanıklılık düzeyimiz ne olursa olsun, daha iyi hale getirmek mümkün. Her şey sizin olayları nasıl gördüğünüze ve kendinize nasıl bir gücü layık gördüğünüze bağlı.

posta

KİM PSİKOLOJİ

Kariyer İstihdam Merkezi
Altunizade Mah. Kısıklı Cad. No: 108 Manolya Apt.
Çamlıca İSTANBUL
0216 428 7 546 (0216 HAT P KİM)
bilgi@kimpsikoloji.com
www.kimpsikoloji.com
Gelişmelerden haberdar olmak için lütfen mail grubumuza üye olunuz:

Yorum Yap

Konuşalım

T: +90 216 428 7546
E: bilgi@kimpsikoloji.com