Ruh Sağlığı

Ama Ben Büyüdüm

Çocuklarımızın geçirdikleri gelişim evrelerini neredeyse gün be gün takip ediyoruz. Önceleri kucağımızdan inmeyen, biz yokken dünyası elinden alınmış gibi şaşkına dönen ve ağlayan çocuğumuz, yemek yerken olsun, temizliğinde olsun bize ihtiyaç duyuyordu.

 

Fakat daha iki buçuk-üç buçuk yaş gibi erken bir dönemde bizi peşinde koşturan hızlı adımlarıyla, “Bak anne, bunu yaptım!” diye böbürlenmeleriyle kendini, yepyeni beceri ve yönlerini keşfederek ve bize gösteriyor.

 

Aslında bu bir ‘BAĞIMSIZLIK İLÂNI’. Bu yaşlardaki çocuk kendi işini kendi görmek ister. Bardağını kendisi doldurur ve döke saça suyunu içer. Yemeğini kendisi yer. Parmaklarının ucuna da bassa kapıyı kendisi açmaya çalışır. Oyunları yalnız başına yahut annesiyle oynamak yetmez; arkadaş ister.

 

Artık karşımızda tutturan, inatçı, her yanı karıştıran değil; girişken, çok soru soran, ihtiyacını kendisi karşılamaya çalışan bir çocuk vardır. O, biz tam olarak farkına varmasak da, bir birey olmaya doğru kendine düşen adımları atmaktadır.

 

Annesinin pek kıymetli kolyesini alıp boynuna takan, babasının ikide bir sözünü kesip lafa karışan, ayrı yatakta güvenle uyuyan, oyun oynamak için sokaktan eve girmek istemeyen çocuk aslında tam da yaşının gerektirdiklerini yapıyor. Zira, çocuklar her ne kadar anne ve babalarına bağlılıklarını devam ettirseler de, her ne kadar hâlâ onlara muhtaç olsalar da en nihayetinde BÜYÜMEYİ ARZULAR. İşte, bağımsızlık büyümenin biz yetişkinlerin diline tercüme edilmiş halidir.

 

Biz bazen “Evlâdım buna ne kadar hazır?” sorusuna o kadar odaklanıyoruz ki daha önemlisini gözden kaçırıyoruz. Acaba anne-baba olarak evladımızın büyümesine, onun bize daha az bağımlı hale gelmesine BİZ HAZIR MIYIZ?

 

Alış verişe giderken onu annemize dahi bıraksak gözümüz arkada kalıyor mu? Gece uykusunda uyanıp beni yanında görmezse diye hâlâ kaygılanıyor muyuz? Evin neşesinin anaokuluna gitmesi, üstelik eve gelip heyecanla bır bır öğretmenini anlatması bizi nasıl hissettiriyor? Onun yeni taleplerine, bizden ayrı bir varlık olduğu gerçeğine hazır mıyız?

 

Çocuğun gelişmesini görmek her anne baba için sevinç, hatta onur kaynağıdır. Yine de bazen onun büyüme arzusunu anlayamayabiliyoruz. Bırakalım evi toplarken biraz yardım etsin. Bırakalım marketten gelirken bir poşeti de o taşısın. Biz evdeki musluğu tamir ederken ingiliz anahtarını o uzatsın. Hem yardım etme davranışı gelişir hem el becerisi kazanır hem de büyüklerin dünyasına ait böyle bir işi başardığı için özgüveni pekişir.

 

Bırakalım yeni ortamlara girsin ve arkadaşları olsun. Her çocuğu ona zarar verebilecek potansiyel bir tehlike gibi görüp evladımızdan uzak tutmayalım. Üç yaşını geçen bir çocuğun artık paylaşmayı, koyulan kuralları tanımayı ve kendisine verilen küçük ödevleri yapmayı öğrenme zamanı gelmiştir. Bunları vaktinde öğrenirse ancak ileride de kendini rahat ifade edeceğini ve topluma, çevresine uyumlu bir yetişkin olacağını düşünebiliriz.

 

Bunun için çocuğumuzun bizim gözetimimizde BİR ÖZGÜRLÜĞE hem de kendi becerilerine uygun SORUMLULUKLARA ihtiyacı var. Bize düşen çocuklarımızı tüm bunlar için “ama henüz küçük” diyerek esirgemek değil; aksine onu yönlendirmek ve cesaretlendirmek.

 

Aslına bakarsanız onu dikkatli izlersek kazandığı her yeni kabiliyette bize hangi mesajı verdiğini görürüz: “Ama ben büyüdüm!”
Vahide Ulusoy

KİM PSİKOLOJİ

Kariyer İstihdam Merkezi
Altunizade Mah. Kısıklı Cad. No: 108 Manolya Apt.
Çamlıca İSTANBUL
0216 428 7 546 (0216 HAT P KİM)
bilgi@kimpsikoloji.com
www.kimpsikoloji.com
Gelişmelerden haberdar olmak için lütfen mail grubumuza üye olunuz:

Yorum Yap

Konuşalım

T: +90 216 428 7546
E: bilgi@kimpsikoloji.com