HEM kendimi yazmaktan alıkoyamadığım bir konu olması ile birlikte yazmaktan da bir o kadar hoşnut kalmadığım bir durum. Belki amiyane veya argo bir tabir gibi gözükse de konu başlığı, çoğu insanın kafasında neyden bahsetmek istediğime dair bir fikir oluşmuştur. içi bomboş, yüksek reyting oranı sağlamak amaçlanarak çeşitli yarışma programları seyirci ile buluşturulmaya başlandı. Televizyon programlarının vazgeçilmezi, olmazsa olmazı haline gelen bu programlar kendi yerel kanallarımızda uzun zamandır sunulmakta. Hayatın kendisi ile, gerçeklerle, örflerimizle, adetlerimizle, geleneklerimizle adeta savaş halinde olan günlük programların sayısı her gün çoğalmakta. Gün içinde hangi TV kanalını açsanız karşınıza çıkan, seviye itibari ile kültür düzeyi düşük yarışma programlarından bahsetmek istiyorum.
Sanki başka bir dünyanın içinden gelen birkaç insanın kendini ifade etmeye çalıştığı değişik ve bir o kadar da seyrederken dayanılması güç programlar bunlar. Kültürümüzle, yaşantımızla, hayata bakışımızla, insana bakışımızla hiçbir alakası olmayan sürekli farklı kesimlerden insanları bir araya getirerek bu hengâmenin içinde paye biçtiklerini zanneden bir grup insan topluluğu. Kadını eşyalaştıran, nesneleştiren bir bakış açısı ile değerlendirmeye tabi tutmaktalar. Aynı zamanda da kadın bedenini ön plana çıkararak, bunun üzerinden izlenme oranlarında başarı elde etmeye çalışmak için vakit harcamaktalar ve harcatmaktalar. Bir kadının giydiği kıyafete, renk uyumuna, aksesuarlarına ve vücut analizine kadar her şeyi ele alarak incelemek ne tür bir haktır! Ben anlayamadım. Bu tarz yarışma programlarında yer alan eleştirmenlerin veya jüri üyelerinin programlarına çıkan yarışmacı kadınlara ve seyirciye uyguladıkları psikolojik şiddetin dozu çok fazla yüksektir.
Yarışmacılar ise şaşkın bakışlarla ve giydikleri elbiselerle bir heves podyumda yürüyen, sonra da birkaç modacı bakışın değerlendirilmesiyle, giyimine, vücut şekline, yüz hatlarına varana kadar değerlendirilmeye tabi tutulan oldukça genç kadınlar. Sonrada kendilerine biçilen paye ile müthiş derecede sanal bir değerlilik duygusuna kapılmaktalar veya gelen büyük eleştiriler karşısında olağan üstü bir değersizlik duygusu ile evlerine geri dönmekteler. Hayat bu kadar ucuz ve basit mi? Diye sormaktan kendimi alamıyorum. Çünkü bu tarz programların sunucuları ve yapımcıları kadın haklarını en çok gündemlerinde tutanlar olarak medyada boy gösteriyorlar. Fakat kadın bedeni üzerinden reyting sağlamayı da kendilerine iş edinebiliyorlar.
Kadın kimliğini zedeleyen her şey aslında şiddettir. Çünkü insanların özdeşleşmeleri, birilerini örnek aldıkları, benzemeye çalıştıkları bir yaş dönemleri vardır. Bu yaş dönemleri genellikle 12 ile 20 yaşları arasındadır. Cinsel kimliği oturmamış kişilerin bu tarz programlarda tercih edilir olması çocuk ve gençler için kötü örnek teşkil etmektedir. Programda ki yarışmacıların da, sanki hayat bu yarışmadan ibaretmiş gibi bir hava oluşturmaları gerçekten acınası bir durum.
Şiddetin birçok çeşidi vardır. İnsanı bu denli küçük düşüren, insanı insan olmaktan utandırır hale gelen ve her fırsatta giydiren yarışma programlarının dikkatle incelenmesinin ve değerlendirilmesinin gerekliliğini vurgulamak zorundayım.
Psikolog Ayşe Handan Özkan Selim

Altunizade Mah. Kısıklı Cad. No: 108 Manolya Apt.
Çamlıca İSTANBUL
0216 428 7 546 (0216 HAT P KİM)
bilgi@kimpsikoloji.com
www.kimpsikoloji.com
