Ruh Sağlığı

Çevrenizde Çoğunlukla Soğuk, Bıkkın, Küskün, Kötümser ve Öfkeli İnsanlar Görüyor musunuz?

854_20130506072322“Günlük çevrenizde, otobüslerde, kaldırımlarda, işyerlerinde, devlet dairelerinde, okullarda, hastanelerde, çoğunlukla hangi tür insanı görüyorsunuz?

A: Soğuk, bıkkın, küskün, kötümser ve öfkeli insanlar

B: Neşeli, şevkli, cana yakın, iyimser ve sakin insanlar.”

Katılımcıların büyük bir çoğunluğu ‘A’ için el kaldırıyor. Sekiz yüz kişilik salonda bazen üç dört kişi ‘B’ için el kaldırınca salondakilerin çoğu gülerek, ‘Siz nerede yaşıyorsunuz,’ diye onlara laf atıyor. Belki yirmi otuz kişilik bir grup el kaldırmıyor, sessizce sağa sola bakınıyorlar.

Bana bu soru sorulsaydı, ben de ‘A’ için elimi kaldırırdım; çevremde soğuk, bıkkın, küskün, kötümser ve öfkeli insanları çoğunlukta görüyorum.

Aklıma gelen ilk sorunun yanıtını böylece almış oluyorum. Nedir aklıma gelen ilk soru: “Acaba doğru mu görüyorum, yoksa ben mi yanlış algılıyorum?

“Demek ki doğru algılıyorum,” diyorum kendime; böyle gören sadece ben değilim. Aklıma gelen ikinci soru şu: Çevremde gördüğüm böyle soğuk, bıkkın, küskün, kötümser ve öfkeli insanları kim yetiştiriyor? Bu insanlar hangi ortamın ürünü?

İnsanlar arası ilişkiler ve iletişim konusunda uzmanlaşmış bir bilim insanı olmaya gerek yok bunun cevabını vermek için: Aile. Bana göre bu ülkedeki ailelerin çoğu soğuk, bıkkın, küskün, kötümser ve öfkeli insan üretim fabrikası. Aile deyince karı-koca-büyükanne-büyükbaba-amca-dayı-hala-teyze içine alan bir kapsam içinde tanımlıyorum.

Kendimi bu ülkenin geleceğine hizmet etmek isteyen bir bilim insanı olarak görüyorum. Böyle karamsar duygulu bir yazı yazdığım için üzgünüm. Dürüstçe algıladığım gerçekleri olduğu gibi yazmak istiyorum. Değişimin ancak gerçekler üzerine inşa edilebileceğine inanıyorum.

Ve evet gerçekten böyle görüyorum: Soğuk, bıkkın, küskün, kötümser ve öfkeli insanlar karı-koca-büyükanne-büyükbaba-amca-dayı-hala-teyze oluyorlar ve kendileri gibi soğuk, bıkkın, küskün, kötümser ve öfkeli nesiller yetiştiriyorlar.

Bu noktada üçüncü ve dördüncü soru aynı anda aklıma geliyor; üçüncü soru ‘Nasıl?’, ikincisi de ‘Niçin?’ sorusu.

Soğuk, bıkkın, küskün, kötümser ve öfkeli anne-baba-büyükanne-büyükbaba-amca-dayı-hala-teyze aileye doğmuş olan o muhteşem potansiyeli, o insan bebeğini ‘nasıl’ etkiliyor, neler yapıyor, söylüyor ki, zaman içinde o muhteşem bebek kendilerinin aynısının tıpkısı oluyor.

Ve ‘niçin’ böyle yapıyorlar? Niçin kendileri gibi soğuk, bıkkın, küskün, kötümser ve öfkeli insanlar yetiştiriyorlar? O aileye doğmuş olan çocuğun neşeli, şevkli, cana yakın, iyimser ve sakin bir insan olarak yetiştirilmesi mümkün iken ‘neden’ onu da kendileri gibi soğuk, bıkkın, küskün, kötümser ve öfkeli insanlar olarak yetiştiriyorlar?

***

Buraya kadar okuduysanız Türkiye’deki insan manzaralarıyla siz de ilgileniyorsunuz demektir. Sanırım aşağıda yazacaklarım da ilginizi çekecektir.

4 Mayıs 2013 Cumartesi günü Ulus’taki Prof. Dr. Aykut Barka Deprem Parkı’na gittim. Beşiktaş Belediyesi güzel bir mekân yapmış ve Beşiktaş’ta oturduğunuzu gösteren Kentli Kartınız var ise, aldığınız yiyecek ve içeceklere yüzde elli indirim uyguluyorlar.

Güneşli bir günde açık havada oturdum kitabımı okudum bir süre, sonra kendime sahanda yumurta ve çay aldım.

Sağımda ilerdeki masada bir büyükbaba ve büyükanne iki yaşlarındaki kız torunlarıyla gelmişler. Uzun süre çocuk sandalyesinde oturtulduktan sonra torun aşağı inmek istedi. Büyükanne nihayet indirdi ve çocuğu dedeye emanet ederek kendisi bir yerlere gitti. Kız çocuğu ayakta durmaktan, yürüyebilmekten, hareket edebilmekten çok mutluydu; kuşlar gibi kollarını çırpıp olduğu yerde zıplıyor ve yüzü gülücükler saçıyordu. Yürümek istiyor, bütün istediği yürümek ve çevrede tehlikeli hiç bir şey yok.

Dede, sürekli, “Hayır!” “Gitme!” “Dokunma!” “Gel buraya!” demeye başladı. İri yarı bir erkek garson çocuğun yanından geçerken dede, “Bak bu abi sana kızıyor; gel yanıma!” demeye başladı. Bütün yapmak istediği gezmek, görmek, yaşamın o an sunduğu olanakları görmek ve keşfetmek. Ama yasak.

İçimde öfke var; ne yapacağımı bilemiyorum, ama düşünüyorum: o anda bu ortamı yöneten dedenin kültürünün özünükeşfettim: Çocuk olarak ortamı özgürce keşfetmek, gönlünce yaşamak, mutlu olmak, kendin olmak yasak ve tehlikelidir.Çocuğa çok saygısız ve sevgisiz biriydi. Kendisine sorsan bunu kesinlikle kabul etmez, ama bence bu dede, o anda çok saygısız ve sevgisiz davranıyordu.

Peki, nereden biliyorum bu dedenin sevgisiz olduğunu?

Bakın, saygı ve sevgi içindeki bir dede bence nasıl davranırdı?

Saygı duyan bir dede çocuğun etrafı keşfetme, gezme ve görme isteğine saygılı davranır ve çocuk gezerken onun arkasından kendisi yavaş yavaş yürürdü. Çocuk bir şeye baktığı zaman dede ona baktığı şeyin ne olduğunu söylerdi: “Evet, kuş dala konmuş . Kedi ona bakıyor. Bak sana bakanlar gülümsüyor, çünkü sen çok şirin bir kızsın, seni seviyorlar,” diyerek dede çocuğun arkasından yavaş yavaş yürür ve dünyayı ona anlaşılacak ve dost bir yer yapmaya çalışırdı.

Sevginin iki göstergeci vardır: emek ve zaman vermek. Peki, niçin insan sevdiğine emek ve zaman verir? Yani sevginin niyeti nedir? Sevginin niyeti geliştirmek ve sevdiğinin olabileceğinin en iyisi olmasına yardım etmektir. Dünyayı keşfetmesine izin verilen ve kendiyle dünya arasında anlamlı bir ilişki kurabilecek gücü olduğuna inanan çocuk, çocukluğunu doya doya yaşar. Olgun ve yetkin bir yetişkin olur. İşte böyle yetiştirilen çocuklar neşeli, şevkli, cana yakın, iyimser ve sakin insanlar olurlar.

Peki, anlattığım şekilde davranan dede nasıl bir insan yetişmesine yol açıyor?

Söyledikleriyle verdiği mesajlar şunlar: “Dünya tehlikelerle dolu ve senin bunları anlamaya ve baş etmeye gücün yok. Merak etmek, keşfetmeye çalışmak iyi bir şey değil. Dünyaya, yaşama, insanlara ve kendine güvenme. Büyüklerin dediğinden başka hiçbir şey yapma; yanımdan ayrılma. İçinden gelen mutluluk önemsiz, sakın ona uyma. Yaşam coşkusunu yaşamaya hakkın yok; hatta o coşku geldiği zaman kork ve onu kontrol et. Hayatını yönetemezsin; otoriteye itaat senin yapabileceğin en akıllı davranış olur. Hiç unutma: Yaşamak yasak ve tehlikelidir.

Çevrenizde çoğunlukla soğuk, bıkkın, küskün, kötümser ve öfkeli insanlar görüyor musunuz?

Gördüğünüz insanların her birinin arkasında bir ailede yaşanmış çocukluk geçmişi var. Aile deyince karı-koca-büyükanne-büyükbaba-amca-dayı-hala-teyze içine alan bir kapsam içinde tanımlıyorum.

Ve bu konuyu ele almanın zamanı geldi, diyorum.

Benimle hem fikir misiniz?

Doğan Cüceloğlu (06.05.2013)

KİM PSİKOLOJİ

Kariyer İstihdam Merkezi
Altunizade Mah. Kısıklı Cad. No: 108 Manolya Apt.
Çamlıca İSTANBUL
0216 428 7 546 (0216 HAT P KİM)
bilgi@kimpsikoloji.com
www.kimpsikoloji.com
Gelişmelerden haberdar olmak için lütfen mail grubumuza üye olunuz:

Yorum Yap

Konuşalım

T: +90 216 428 7546
E: bilgi@kimpsikoloji.com