
Her saniye bir şey yaşıyor, yaşadıklarımıza tepki veriyor ya da bir etki/lenim zinciri başlatıyoruz. Kimi zaman anlaşmazlık içine düşüyoruz. Bazen çileden çıkıyor bazen geri çekilmeyi tercih ediyoruz. İşin aslı, bunların her biriyle derdimizi, meramımızı anlatmaya ve anlaşılma ihtiyacımızı karşılamaya çalışıyoruz.
Epeydir “Ben Dili”nin kendimizi anlatma ve karşımızdakinin bizim hislerimizi ve düşüncelerimizi anlama ihtimalini artırma açısından işe yarar bir yöntem olduğu düşünülüyor. Ben dilinde amaç insanın tepkisini karşı tarafın kişiliğine yüklenmeden ve zarar vermeden ortaya koyabilmesidir. Hem çocuklarımızla, hem eşimizle, hem de çevremizdeki diğer insanlarla sağlıklı iletişim kurmanın bilinen en etkili biçimidir. Şayet erken yaşta bunu tesis etmeye çalışırsak çocuğumuzla açık ve sağlıklı bir iletişim için iyi bir temel hazırlamış oluruz.
Çocuğumuz bize karşı mı geliyor? “Hayır, yapmayacağım!” diyerek diretiyor mu? Peki biz ona nasıl karşılık veriyoruz? “Sen bu aralar çok haylaz oldun!”, “Beni üzüyorsun!”, “Sen iyice şımardın!” ya da “Babaya karşı gelinmez!” Bunları söylediğimizde çocuğumuz ne anlamış olacak? Ya kendisinin “haylaz” biri olduğunu ya annesini üzdüğünü ya da babasına karşı geldiğini düşünerek suçluluk duygusuna kapılacak. Oysa çocuğumuzun suçluluk duygusuna kapılması istediğimiz davranışı kazanmasına pek de yardımcı olmaz. Üstelik kendi kişiliğini yanlış tanımasına ve kendi kendisini yargılamasına da neden olur. Bu nedenle “Ben Dili”ni kullanmayı deneyebiliriz.
Bize karşı gelen çocuğumuza farklı bir dille cevap vermeyi deneyelim: “Canım, dediğimi yapmamak için böyle ısrar ettiğinde başım ağrıyor. Bu nedenle çok yorgun hissediyorum.”
Ben Dili’nin birkaç unsuru var. Bunları ifadelerin amacına bakarak, aşama olarak da değerlendirebiliriz.
Ben Dili’nde ilk aşama çocuğumuzun davranışını abartmadan ve genellemelere başvurmadan tanımlamaktır. “Montunu giymemek için ısrar ettiğinde…” “Müziğin sesini bu kadar yüksek açtığında…” örneklerinde olduğu gibi. Oysa annelerin “Hep böyle yapıyorsun!” “Şu müziği gümbürdeterek dinlemekten ne zevk alıyorsun!” dediği pek çok sahne görebiliyoruz. Biz çocuğun yaptığını onun her daim uyguladığı ve değişmez bir nitelikte değil de o ana ait spesifik davranışlar olarak ifade edersek, çocuk da bunların değiştirilebilir olduğunu algılar.
İkinci aşama çocuğumuzun davranışının bizde yarattığı somut etkiyi ifade etmektir. “Başım ağrıyor.” “Okuduğumu anlayamadığım için birkaç kez okumak zorunda kalıyorum.” gibi. Bir çocuktan bir şey yapmasını ya da yapmamasını neden isteriz? Meramımız nedir? Çocuk bunu bilmezse davranışını değiştirmeye hiç ihtiyaç duymaz. Sorunun ne olduğunu anlayamaz ki! O yüzden ondan bir şey istediğimizde nedenini bildirmemiz önemli.
Üçüncü ve son aşamadaysa hissettiğimiz duyguyu söylüyoruz: “Sinirleniyorum.”, “Çok Yoruluyorum.”, “Üzülüyorum.”.
Ben dilini kullandığımızda çocuğumuzun kişiliğini değil sadece bizi rahatsız ya da huzursuz eden davranışını hedef almış oluruz. Oysa ilk verdiğimiz örneklerde (“Sen bu aralar çok yaramazsın!” “İyice şımardın!”..vb) çocuğumuzu yargılıyor, eleştiriyor ve sözlü olarak ona saldırıyoruz. Fakat neden kızdığımıza ya da neden o davranışı istediğimize dair açık bir gerekçe göstermemiş oluyoruz. Çocuk için gerekçe anlaşılır olmadığında ona bağırmamızı, kızmamızı ya da onu cezalandırmamızı haksızlık olarak nitelendirecektir.
Ben Dili bize duygularımızı açıkça ifade etme şansı tanır. Duyguların açıklanması ve ifade edilmesi de oldukça mühimdir. Ama nedense ihmâl edilir. Bizim duygularımızı ifade etmemiz çocuğumuzun da duyguları tanımasına yardımcı olur. İnançlar, zevkler, değerler ve düşünceler kişiden kişiye, kültürden kültüre değişiklik gösterir. Ama temel duygular herkeste benzer biçimde vardır. İşte bu nedenle duygular karşı tarafın bizim durumumuzu daha iyi anlayabilmesine, kendisini bizim yerimize koyabilmesine ve davranışını bu nedenle değiştirmek istemesine yardımcı olur.
Ben Dili kazanmak ve onu alışkanlık haline getirmek ancak zamanla gerçekleşebilir. Başlarda bize çok yapay bir dil gibi gelebilir. Kullanımı zor gelebilir. Bir başkası gibi davranıyormuşuz hissine kapılabiliriz. Yapmacıklık bizi rahatsız edebilir. Çünkü alışkanlıklarımız yeni öğrendiğimiz deneyim ve bilgilere müdahale eder. İnsan eskiyi muhafaza etmek ister. Zaten bu yeni bir şey öğrenmekten ve onu uygulamaktan daha kolaydır.
Zamanla, kendi içimizde alıştırma yaparak, bunu sadece çocuklarımızla diyaloglarımızla değil arkadaş ve aile ilişkilerimizde de kullanmaya başlarsak olumlu sonuçları daha net görebiliriz. Sonuçları elbette biraz daha uzun vadede görebiliriz, Ben Dili’ni kullanmaya başlar başlamaz değil.
Gelecekte birbirini anlayabilen ve bir krize dönüştürmeden zıtlaşmaları çözebilen evlatlar istiyorsak Ben Dili iyi bir yatırım gibi görünüyor. Kendimizi kasmadan ama sınırlarımızı da biraz olsun zorlayarak “Ben Dili”ni kullanmaya çalışmak, kullananların tecrübelerine itibar edersek (ki etmekte fayda var) denemeye değer.
Dan. Psk. Vahide Ulusoy
KİM PSİKOLOJİ
Altunizade Mah. Kısıklı Cad. No: 108 Manolya Apt.
Çamlıca İSTANBUL
0216 428 7 546 (0216 HAT P KİM)
bilgi@kimpsikoloji.com
www.kimpsikoloji.com