Korkular çocuklarda oldukça sık rastlanan tepkilerdir. Yaş özelliğine göre korkularda zaman zaman artışlar zaman zaman düşüşler görülür. Her zaman korkunun nedenini bulmak mümkün olmayabilir. Anne babanın tutumu ve öğretmesi olmaksızın da çocukta korku reaksiyonu gelişebilir. Fobi dediğimizde normalde korkulmayacak bir nesne ya da durum karşısında kişinin aşırı ve sürekli korku duyma hali anlaşılır. Çocuk bu kadar korkunun hiç de anlamlı olmadığının farkındadır. Ancak kendini tutamaz ve korktuğu nesne ve durum karşısında kaçma ya da kaçınma reaksiyonu gösterir. Korkulan durum ve nesne ile karşılaştığında çocuk ağır bir bunaltı hali yaşar. Bu bunaltı dışarıya huysuzluk, ağlama zırlama ya da yanında bulunan birine sıkıca sarılma şeklinde yansıyabilir. Korkudan dolayı oluşan sıkıntı ve kaçınma reaksiyonu çocuğun günlük hayatını ve eğitimini etkileyecek nitelikte olabilir.
Bazı çocuklar kediden korkar, bazıları karanlıktan, bazıları canavardan… Bazıları ise attan, mumyadan, dinazordan korkabilir. Aslında dünyada nekadar nesne varsa hepsinden korkulabilir. Bundan da korkulur mu demek yanlıştır, korku her şekilde üzerinde durup düşünülmesi gereken bir duygu durumudur. Korkunun fobiye dönüşmemesine çalışılmamalıdır. Neden korkulduğu, niçin korkulduğu, bunun neden fobi haline dönüştüğü ve bu hissin çocuk için ne anlama geldiği araştırılmalıdır.
Fobi haline gelen şeyin ne olduğu kadar, çocuğun hayatını ne kadar etkilediği de önemlidir. Mesela çocuk dinazordan çok korkuyor olabilir ancak dinazorların artık yaşamadığını bilmektedir. Bu yüzden sadece rüyasına girmesinden korkuyor ve buna tepki veriyor olabilir. Fobi; o veya bu olabilir. Kediden korkmakla hiç kimsenin aklına gelmeyen bir nesneden korkmak arasında çok fazla fark yoktur. Çünkü hemen hemen hepsi aynı tepkileri doğurur. Fakat bu tepkilerin ne kadar yoğun olduğu ve çocuğun hayatını ne kadar etkilediği çok önemlidir. Mesela mumya korkusu sebebiyle evden çıkamayan çocuk; tedavi gerektiren bir çocuktur.
Korkunun; bilinçsiz ailelerde sık sık disiplin aracı olarak kullanıldığı görülür. Bebeklik döneminden itibaren çocuk farklı nedenlerle korkutulur. Anne baba için çocuktan istenen davranışı sağlamak için hayli zahmetsiz ve kolay görünün bu yaklaşım; çocuk için dünyada başına gelebilecek en kötü şeylerden biridir. Zira korku tohumu atılmaktadır. Bu tohum bazı çocukta bir süre hiç tutmaz zamanla kendini gösterir, bazısında filiz verip durur bazı çocuğun ise dünyasını karartır. Ama her durumda çocuğa zarar verir. Fobik davranışları olan anne babalar da çocukları için olumsuz birer örnektir. Tedirgin, korkulu, vesveseli yapıları gereği aşırı koruyucu ve kollayıcı olan ailelerin çocuklarında kendine güven azlığı yanında korku reaksiyonu fazlaca görülür. Fobilerin oluşumunda öğrenmenin ve yetiştirilme biçiminin önemli rolü olduğu düşünülmektedir.
Çocuğun fobisi her ne olursa olsun onunla dalga geçilmemeli, bundan korktuğu için çocuk irdelenmemeli, küçük düşürülmemelidir. Korkulan nesnenin resmini çizmek, oyunun içine korkulan nesneyi küçülterek katmak, korkulan nesneye ait doğru ama çocuğu cesaretlendirecek bilgiler vermek çocuğu cesaretlendirmede yardımcı olacaktır. Çocuğun hayatını çok fazla etkileyen korku ya da korkular zinciri varsa mutlaka bir uzmandan yardım alınmalıdır. Ebeveyn olarak çocuğa her zaman destek olunacağı konusunda güven verilmeli, ebeveynin korkmadığı çocuğa gösterilmelidir. Fobisini yenmesi için zaman tanımalı, adım adım yüzleşmesi konusunda destek olunmalıdır. Korkunun üstüne gitmede acele edilmemelidir. Çocuğn kendine güvenini artırması yönünde farklı alanlarda çalışmalar yapılması da çocuğun fobilerine karşı güçlenmesine yardımcı olacaktır.
Psk Enise Akgül
Altunizade Mah. Kısıklı Cad. No: 108 Manolya Apt.
Çamlıca İSTANBUL
0216 428 7 546 (0216 HAT P KİM)
bilgi@kimpsikoloji.com
www.kimpsikoloji.com